Merhaba Dostlar, Sayın Gazeteciler, İç ve Dış İşleri Bakanlıklarının İlgili Kişileri;
Uzun zamandır sizler yazmayı düşünüyordum.Babamın vefatıyla ilgili yaşadıklarımı paylaşmak istedim. Ancak bir türlü yaşananları doğru dürüst yazıya aktaramayacağımdan kaygılandım ve nedense elim kaleme gitmedi bir türlü. Sanırım biraz da yaşadığımız sıkıntılar izin vermedi kafamı toplamaya. Ama üç beş satır da olsa sizlerle yaşananları paylaşmak istiyorum.
Rahmetli Babam yaklaşık bundan iki ay önce Almanya'ya gitti. Kendisi tercümanlık yaptığı için daha önceleri de Almanya'da bulunmuştu. Bu nedenle özlem gidermek için gitmişti. Bize de ( ben oğluyum )gittikten sonra haber verdi, Kasım'ın sonlarına doğru. Çünkü karşı çıkacağımı düşündü besbelli. Evet karşı çıkardım da. Sağlıklı bir vücudu yoktu. Yıpranmış olduğundan iyi olmayacağını düşünecektim hiç şüphesiz ve sanırım haklıydı da, karşı çıkacaktım. Neyse zaten yurtdışında olduğunu da Eşim'e haber vermişti. Beni aramadı.
Aradan ses seda çımadı bir süre. Aslında zaman zaman Rahmetli böyle bir aramaz sonra birden ortaya çıkardı. Ancak ben buna alışık olduğum halde yine de içimde bir sıkıntı vardı. Ama eşimle konuştuğumda merak etmememi bir şey olsa Almanya'da resmi makamlar Sana mutlaka haber verir dedi. Hakikaten de Almanya'da Babama bir şey olsa haber verirlerdi diye düşündüm, Konsolosluklar var ya...
Yine de kaygılandığımdan Berlin'deki Türk konsolosluğuna bir e-posta gönderdim. Babamdan haber alamadığımızı ve kaygılandığımızı belirttim. Ancak her gün kontrol ettim bir cevap alamadım ( Cevap Babmın ölüm aberini aldıktan sonra geldi ve bu cevapta da Babmın nüfus bilgileri istenmekteydi gerekli araştırmaları yapmak için ).
Bu arada Babamın arkadaşlarından olduğunu söyleyen ve fakat tanımadığım birileri beni arayıp kendilerinin de endişelendiğini söyleyince içimdeki sıkıntı çok artı. Fakat eşim beni yine teselli etti. Meraklanmamamı "bir şey olsa mutlaka haber verirler" dedi. Evet ne de olsa Memur olduğum için devlet bana burada çalışacaksın diyor ve ben bana söylenen adresin dışına çıkamıyorum. Çıksam da yine mutlaka izin kağıdıyla adresimi yazarak ancak İzmir'i terk edebiliyorum. Dolayısıyla bana ulaşmak hiç de zor değil, bir şey olmuş olsa.
Neyse bir süre teselli ettim ben de kendimi ama bir taraftan da rahmetliye içimden kzıyordum neden habersiz bırakıyor bizi diye. Bu arada tarih 15 Aralık 2005 olmuştu. Saat 15:30 sularında
aldığım haber ile aklımda ve yüreğimde izi silinmeyecek olan bir telefon görüşmesi oldu. Bana, getirilen telefon numarasını süratle çevirmemle karşıma ilk defa çıkan bir ses belki de unutulmayacaklar arasında yerini alacaktı. Ama asla bir hit olamayacak besbelli. Not'ta yazılı numarayı aradığımda karşıma çıkan bir bayan bana Babamın Almanya'da öldüğünü haber vermekteydi. 12 gündür morgta yatıyormuş Rahmetli.
Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Çünkü hani atlayıp bir otobüse veya arabayla gidilecek bir yer değil ki. Kaldı gitsem sadece iş uçak biletiyle bitmiyor ki. Vize pasaport v.s. bir sürü işlem, bu da eşittir rahmetlinin bir süre daha Morg da kalması.
Hemen telefonlara sarılarak irtibat kurmaya çalıştım. Daha Almanya'nın kodu kaç bilmezken şimdi Almanya'da Karakol, morg, belediye ve Babamın kaldığı Otel de dahil olmak üzere hepsini çevirebiliyorum.
İşin en acı tarafı ise Babam Aralık ayının 3'ünde vefat etmiş ve 12 gündür belediye morgunda beklemesiydi. Yaptığım görüşmelerden ikinci acı haberi de aldım. Ayın 16'sında cenaze'yi yakılacakmış. Yani ertesi gün.Çünkü belirkli bir sürede alınmayan cenazelere uygulana prosedür böyleymiş.
Elim ayağıma dolandı dense yeridir. Aradım alman polisini, Belediyedeki görevliyi v.s. Her biri bizzat gelmem gerektiğini, veya imkanım yoksa Türk konsolosluğu marifetiyle halletmem gerektiğini, telefonla bu meselenin halledilemeyeceğini söyleyince Köln ( Babamın vefat ettiği yere en yakın konsolosluk ) konsolosluğunu aradım.
Bu arada tabii ilk başta da orayı aramıştım.Neden babamın ölüm haberinin bana ulaştırılmadığını sordum. Ne cevap aldım bilin bakalım: "Biz iç işleri bakanlığına yazımızı yazdık."
İşte bu kadar. Adı Mehmet olan ve Almanya'daki Türkiye konsolosluğunda görev yapan ve cenazeler ile de ilgilenmekle görevli bu kişinin tavrı sanki evcil hayvanını arayan bir vatandaşla konuşmasına benzemekteydi. Hayır bu bir şaka değil. "Biz yazdık" işte o kadar. Bre vergilerimle aş alıp yurtdışında bizi temsil eden kabiliyetsiz Mehmet. Elin bir telefona gidip de Türkiye'yi aramaz mı insan. Bak burada bir Türk vatandaşı vefat etti. Bir akrabasını bulamadınız mı? Veya iç işlerinden bir cevap alamadıysan nüfus ve vatandaşlık işlerine bir e-posta atamaz mı insan. Belki cevap yine gelmeyecek ama bir çaba göster be kardeşim. Yok nafile. Biraz üsteleyince ne dedi bu zat biliyor musunuz?
"Biz burada 3 kişiyiz 3 bin kişiyle ilgilenmek zorundayız" demez mi ? Bre kabiliyetsiz, yani yazını yazdın ya tamam. Yakılsa ne olur ki. Ha bir Türk vatandaşı daha yakılmış ha bunun akrabaları vardır ne önemi var ki Bu kadar kişiyle ancak bu kadar oluyor demek ki. Yahu rahmetlinin cenazesi yakılacak.
Askeri ataşeyi devreye soktuk, ayrıca Berlin konsolos muavinini de, adam istifini bozmuyor bile...Sanki bir kutu meşrubat kayıp bu işle uğraşıyoruz. Eh Mehmet bey, burası ( Türkiye ) o görev yaptığın ülke ( Almanya ) olsa Seni bu yaptıkların yanına kalmazdı ya, çok şanslısın ki Türk konsolosluğunda görev yapıyorsun Seni Allah'a havale ediyorum.
Bu arada İzmir de bulunan Alman konsolosluğu ile görüştük. Onların bile haberi var Babamın vefat ettiğinden. Tabii sordum neden bana haber vermediniz diye. Adamlar " Biz Türkiye bulunan Alman vatanadaşları için hizmet veririz. Bu haberi bizim vermemiz bu açıdan doğru olmaz; Türkiye'nin iç işlerine karışamayız" dediler. Eh mantıklı da. Sonra bizimkiler bozulur " yahu tam veriyorduk haberi, siz haber verdiniz olmuyor ama ..." diyebilirler.
Bir de önemli bir not: Alman makamlarının daha doğrusu Alman polisinin düştüğü bir not : "Eşgün GÜNDEM'in ölüm olayına Türk konsolosluğu ilgisiz kaldı".
Nasıl ama, güzel bir not.
Bence bu notu Sayın Mehmet bey çerçeveletip "üş kişiyiz üç bin kişiyle ilgileniyoruz" ile birlikte çalıştığı yerin duvarına assın. Bir de bunu fotoğraflayıp Dış İşleri Bakanlığına göndersin. rahmetlinin cenazesi tam 15 gündür Morgta Mehmet Bey. Bu insan Türkiye'de askerlik yapmış ve vergi vermiş. Belki... neyse anlamazsın ki niye Sana anlamayacağın bir şeyi anlatmaya çalışıyorum ki. Zaten anlayacabilecek kapasite de olsan Seninle telefonda yaptığımız görüşmeden sonra bana " o kadar kıymetliyse Babanızı, 13 gün boyunca arasaydınız" demek yerine kolarını sıvardın.
Neyse sanırım Sayın Mehmet bey ile yaptığımız bir sürü, onun tarafından çok isteksiz cereyan eden, telefon konuşmasından sonra Rahmetli'yi Mehmet bey'in de katkılarıyla yakılmaktan son anda kurtarabildik. Nasıl mı ?
"Mehmet bey Babamın cenazesi yakılacakmış ne olur yardım edin"
"tamam"
Bir saat sonra ( bu arada Alman makamları durumda herhangi bir değişiklik olmadığını söylüyor)
"Mehmet bey hala bir gelişme yok mu ? İki saat içerisinde yakılacak cenaze"
"ben onlara bir e-posta attım"
(İnşallah sana da biri bir posta atar da biraz aklın başına gelir.)
"bu kadar çok aramayın ama"
Adamcağızı ( Mehmet Bey'i ) 10dk da bir arıyoruz. Çünkü cenazenin yakılmasına 2 saat kalmış ve aynı gün ( Cuma ) öğleden sonra da mesai yokmuş. Nasıl yani, yakıldıktan sonra nasıl olsa klonlarız cenazeyi diye iki üç günde bir mi arasak Mehmet bey?
"Size morgun numarasını vereyim arayın orayı. Frau bilmem ne. "
Sanırım Mehmet bey Bilgisayar ekranından benim yabancı dil bildiğimi de görebiliyor veya KPDS notlarımı da görüyor olacak ki, Almanlarla konuşabileceğime kanaat getiriyor.
Dedim ya sonuçta kurtardık. Ha buradan, gerçekten de Mehmet bey'e en içten teşekkür ediyorum, eğer bir katkısı olmuşsa. Ama bu katkı kendi doğal akışı içerisinde olmalıydı, zorlamayla değil.
Türk Dış İşleri ve İç işleri bakanlıkları; her iki kurumda da görev yapan sayısız Mehmet bey var anlaşılan. ( Bir yazının bu kadar uzun süre de bana ulaşması beni böyle düşünmeye zorluyor ) Hatta belki de hepsi akrabadır.( Hala bana Babamın öldüğü bilgisi resmen gelmedi ). Bence bu durumu öğrendikten sonra Mehmet bey( leri ) bir dinleyin. Neden diye sorun bakalım ! Almanaya da vefat eden bir Türk vatandaşının akrabaları neden bulunamıyor diye ? Üstelik dediğim gibi ben oğluyum ve nerede görev yapacağımı Devlet emrediyor. Eğer bunun sebebi yeterince eleman görevlendirmemek ise hemen kolları sıvayın. Çünkü bana bu konuda bir çalışma yaptığınız ve buna benzer olayların tekrar yaşanmaması için aldığınızı tedbirleri bildirmez iseniz, Sizleri ( Türk Dış ve İç İşleri Bakanlıklarını) maalesef beni dinleyen bşaka ülkelerin mahkemelerine kadar şikayet etmek zorunda kalacağım.
Eğer Mehmet Bey'lerin nedenleri geçerliyse durumu düzeltin eğer değilse o zaman bu Mehmet Bey ekolünü bir an önce başka türlü işlerle görevlendirin. Mesela yurtdışında kaybolan veya ölen evcil hayvanları bölümüyle olabilir.
Kalsın daha başka bir görev verin. Yani yaşayan veya ölmüş birirleri ile ilgili olmasın da mesela evrak işiyle falan görevlendirin.
Şimdi sıra cenazenin yurtiçine getirilmesine. Almanya da bu işle uğraşan bazı Türk firmalar var. Bunlara para gönderiyorsunuz üç gün içerisinde cenazenizi gönderiyorlar. Biz de öyle yaptık. Anneme Babamın vefat ettiğini, cenazesi Türkiye'ye geldikten sonra söyledik. Ve hemen cenazenin geldiği gün toprağa verdik. Allh günahlarını affetsin ve huzur içinde yatsın.
Bu arada ben Size bu e-postayı yazarken dün karakoldan arıyorlar. Tebligat varmış gittim. Ne tebliğ edildi bilin bakalım:
"Eşgün Gündem vefat etmiştir. Cenazenin 16 ARALIK 2005 tarihine kadar teslim aınmasını değilse cenazenin yakılacağı..." Tebliğ tarihi 18 OCAK 2006
Buyrun bakalım. .
Daha fazla söze ne hacet.
Saygı ve Sevgilerimle