[Eski] Giriş Seviyesi Klavye Tavsiyesi?

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

Archimed' Alıntı:
Holopainen' Alıntı:
Bilgilendirme için teşekkürler. Piyanosunun metnini çok duydum gerçekten, Ben de Korg M1 yazılımı var da ordan seslerine bakıyorum gerçekten çok sağlam sesleri varmış ama tabi o seslerin bir bölümü olacak herhalde hepsi olmaz gibime geliyor madem 100 ses varmış, bu durumda kartlarına daha sonra bakıcam tabi ama eğer kendi hafızasına sesleri atabilirsek çok daha iyi olur benim için, basit de olsa sequencer bulunması iyi en azından synth kullanımını öğrenebilirim neticede casio orgumda 500 ses var ama sequencer'ı geçtim bir pitch-bendi bile yok. Peki son olarak M1'de Layer/Split özellikleri mevcut mu ?

M1'de split ve layer özelliği var, ama bu özellikleri kombinasyonlarda kullanabiliyorsun. Ayrıca Ma'in üstündeki seslerin tamamını silip yerlerine kendi seslerini kaydedebiliyorsun.

Bu arada kaliteli bir synthesizer'ın sesi ve çalmanın keyfi yanında ritimli orglar son derece basit kalıyor. 5-6 yıl önce bende Roland'ın 3600 sesi olan ritimli bir orgu vardı. Adamlar o kadar sesi alete sığdıracağız diye çok kasmışlar, bir sürü dandirik sesi vardı. Yani bir yerde nitelik niceliğin önüne geçiyor.

Ritimli orglar solo veya 2-3 kişilik küçük gruplarda çalan müzisyenler veya amatörler için uygun oluyor. Zaten yeni nesil workstation'ların çoğunda kendi pattern'lerini oluşturabiliyorsun. Bu durumda klavye çalan kişi kendi ritimlerinin intro'larını, ataklarını (fill-in), finallerini ve varyasyonlarını pattern'lere kaydedebiliyor. Biraz zahmetli olmakle beraber; yeni nesil bir workstation ile orgların yaptığı herşeyin çok daha kalitelisini yapabilirsin. En azından kendi zevkine göre oluşturabilirsin.
internette M1 için ses paylaşımı yapıldığını da görmüştüm ayrıca istediğimizi silip istediğimizi yüklemek olayı da çok hoşuma gitti ritimleri de kendimiz yapabiliyormuşuz iyiymiş açıkcası. Bu aletten bu kadar şeyi beklemezdim açıkcası içinde 100 ses var bi de kart takılıo 4-5 tane de düz ritim var çalınıyor öyle diye sanıyordum yani tipi öyle gösteriyordu, meğersem baya varmış özellikleri en azından çıktığı yıla göre baya baya iyi. benim Casio'da Roland gibi 500 ses var ama en fazla 20 tanesini kullanıyorumdur o kadar. Ama Roland baya fazlaymış 3600 ses şaka gibi.
 
Arkadaşlar 18 yıllık klavyeciyim,bugün ben korg pa2xpro yu bile adi buluyorum,orgları aman synthsizerlar ile mukayese bile etmeyelim,synth alan orga dönüp bakmaz bile...4-5 milyarlık düğüncü sahne orgları dahil hiçbirisi gerçek synthsizerların yanında fıssssssssss.

yamaha dx7
roland d50
korg m1 bunlardır synth dünyasının zirve makinaları ve daha niceleri...
 
stable24' Alıntı:
Arkadaşlar 18 yıllık klavyeciyim,bugün ben korg pa2xpro yu bile adi buluyorum,orgları aman synthsizerlar ile mukayese bile etmeyelim,synth alan orga dönüp bakmaz bile...4-5 milyarlık düğüncü sahne orgları dahil hiçbirisi gerçek synthsizerların yanında fıssssssssss.

yamaha dx7
roland d50
korg m1 bunlardır synth dünyasının zirve makinaları ve daha niceleri...

bu konuda ben de size katılıyorum.Yamaha Motif XS kullanıyorum. Yamaha Tyros 3 denedim. İki üründe de aynı ses işlemcisi kullanılıyor.Ancak hiç bir şekilde Tyros'un sesi , Motif'e yaklaşamıyor. Şunu da belirteyim Tyros 8.000 TL, Motif XS ise 4.500 TL gibi. Aralarında da ciddi bir fiyat farkı var.

iyi çalışmalar
 
petsise' Alıntı:
bu konuda ben de size katılıyorum.Yamaha Motif XS kullanıyorum. Yamaha Tyros 3 denedim. İki üründe de aynı ses işlemcisi kullanılıyor.Ancak hiç bir şekilde Tyros'un sesi , Motif'e yaklaşamıyor. Şunu da belirteyim Tyros 8.000 TL, Motif XS ise 4.500 TL gibi. Aralarında da ciddi bir fiyat farkı var.

iyi çalışmalar


Motif, iyi işler çıkarıyor gerçekten. Ama birkaç siteden baktığım kadarıyla XS7 ve XS8, Tyros ile hemen hemen aynı fiyata.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=jGS_O0LRnCA[/youtube]
 
"Org" ile "synthesizer" kıyaslaması biraz yersiz olmuş. Üstüne üstlük işin içine fiyat tarafından yaklaşmak daha da hatalı.

Bir kere "org" diye tabir edilen klavyeler "realtime arranger" yani eşzamanlı düzenleme işlerinde kullanılırlar. Hazır ritimler, düzenlenmiş giriş, çıkış atak ve break bölümleri, her ritim stili için uygun görülmüş sesler vb gibi bir çok hazır ayar kullanırlar. Birkaç düğmeye basarak kişinin tek başına tam bir düzenleme 'sound'u elde etmesini sağlarlar. Fiyatları son zamanlarda iyice yükselmiştir. Ancak bunun sebebinin giderek artan özellikler ve işçilik kalitesi olduğunu da unutmamak lazım. Ülkemizde hiç de azımsanmayacak sayıda klavyeci, bu tipte klavyelerle tek başına "iş götürüyor". Piyasada bunlara "tek tekçi" diyorlar. 80'lerdeki ve 90'lardaki gazinolarda dinlediğimiz "piyanist-şantör" ekolünün yeni nesil temsilcileri... O zamanlar Roland E serisi, KORG i serisi vb "org"lar revaçtaydı ve fiyatları bugune göre daha makuldu. Ancak günümüzdeki modellerde çok sayıda extra özellik sağlanıyor. "One man band" olabilmeniz için gereken her şey neredeyse var. Harmonizer, fx processor, HDD, USB, MP3 playback, vs... Bu yuzden "synth"çiler pek sevmese de bu cihazlar gerçekten çok işe yarıyor. Bunun sonucu olarak fiyatları da oldukça pahalı.

Diğer yanda "synth" diye anlatılan (ki çoğunlukla workstationlardan bahsediyoruz) klavyelerin ses kalitesinin "org"larla kıyaslanamayacak kadar güçlü ve kaliteli olmasını anlamak çok da zor değil. En basit tabirle "birisi Mercedes SLK, diğeri Mercedes Vito" =) Birisi güç ve hız için, diğeri konfor ve ekonomi için yapılmış. Yamaha Tyros'tan Motif "sound"u beklemek ne kadar haksızlıksa, KORG Triton'dan duyulan gücü PA800'den almak o kadar imkansızdır.

Şahsi kanaatim, bu iki farklı kulvardaki klavyeleri birbiriyle yarıştırmaya çalıştırmanın gereksiz olduğu yönündedir. Fiyatları öne sürmek ise düpedüz çıkmaza sokuyor insanı. "Bir tane Tyros 4 alana kadar 2 tane Motif XS6 alınır o paraya" diyebilirsiniz ama sahneye çıktığınızda (ya da studyoya girdiğinizde) hayat öyle değildir.

Atalarımızın da dediği gibi "Alet işler, el övünür" diyerek sözlerime son veriyor, giriş seviyesi klavye alacak tüm arkadaşlara başarılar diliyorum. :p :mrgreen: :lol:
 
Sevgili keymaster konuyu güzel özetlemiş,org 1kişilik orkestra olmaya çalışmaktır,yinede bu işe yeni başlıycak kişilere synth almasını tavsiye ederim,org insanı müzikal olarak tembelleştirir.Kısır yapar,1 kişilik orkestra olmaya çalışmayın orkestranın 1 enstrumanisti olun müziğin kalitesi artacaktır bölece.

Bende roland e40lar e70 e96 g600 g1000 korg i30 lar pa80ler zamanından gelmeyim ordan biliyorum bu detayları profesyonelleştikçe orgtan sıkılıcaksınız çünkü...

İyi çalışmalar...
 
Synthesizer ile Org kıyaslaması saçma değil. İhtiyaçlar halinde seçenekler sunabilir.


Ses örneklemeleri biraz beğeniyle alakalı. Ben Motif'teki sesleri daha çok beğendim ya da benim tarzıma daha uygun. Tyros sesleri ise akustiğe inanılmaz derecede yakın sentetik ve orkestral sesler.

Fiyat konusunda malzeme ve mühendislik kalitesi bakımından haklısın. Bu videoda da Tyros 4 içeriğinin kalitesi ufak bir modellemeyle verilmiş:

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=dON9rFsZDTQ[/youtube]

Ancak şöyle bir durum da var ki "fiyat farkı" tercih edilmekle de alakalı.

Hangisinin satışı ve kullanım alanı çoksa fiyatı da kalitesini geri plana atıp o derece yükselebiliyor.
 
Workstation klavyeler, istisnalar hariç, "rompler" sınıfına giriyor. Kullanım alanı daha geniş, daha çok satmasının sebebi bu.
 
Abi snob' luk gibi olmasın ama org nedir ya? :mrgreen:

Organ harici hiç bişeye org demeyelim dedirtmeyelim!

Tekçiymiş şuymuş buymuş, abi boşverelim şimdi bişeyde söylemek istemiyorum o dünyanın içindeki emekçi arkadaşlara... Sayelerinde keyboardistim demeye çekiniyorum işi bilmeyen kişilere karşı... Abi çal ordan oynak bişi neşemizi bulalım durumu oluşuyor. :mrgreen:
 
stable24' Alıntı:
Arkadaşlar 18 yıllık klavyeciyim,bugün ben korg pa2xpro yu bile adi buluyorum,orgları aman synthsizerlar ile mukayese bile etmeyelim,synth alan orga dönüp bakmaz bile...4-5 milyarlık düğüncü sahne orgları dahil hiçbirisi gerçek synthsizerların yanında fıssssssssss.

yamaha dx7
roland d50
korg m1 bunlardır synth dünyasının zirve makinaları ve daha niceleri...

Abi synth dünyasının zirvesi ARP' dir Moog' dur, Oberheim' dir. Bunlara daha bir çok Amerikan, Ingiliz, Alman butik synth markalarını ilave et. Japonlar hep geniş pazarlara maaliyeti düşük ürünler üretmeyi hedefleyerek gitmişlerdi istisnaları hariç. Zaten o istisna modellerde efsane oldu. Yamaha CS 80' idir, yine Yamaha DX1' idir falan. Roland Jupiter 8' e kadar ciddiye alınan bi marka bile değil. Ondan sonra da dijital devrim geldi zaten.

DX7 ve D50 bende var. Mass production olmalarına rağmen güzel aletler, dx7' in FM synthesis meraklıları için özel yeri var tamam, ama zirve değiller, yakınında bile değiller kesinlikle. Ve M1 zaten synth değil abi. :mrgreen:
 
80 lere gidip baktığımızda dünya çapında meşhur olmuş bir çok grup ve adamın dx7 d50 ve m1 lerle meşhur olduğunu görürüz o yüzden zirve makineler demiştim,ordaki anlam aletlerin synth dünyası içindeki mukayeseleri değildi.

Enya, 808 State, Jean Michel Jarre, Vince Clarke, Apollo 440, Eat Static, LTJ Bukem, Fluke, Information Society, Lab-4, Gary Numan, Rick Wakeman, Kitaro, Rush, Vangelis, Richard Barbieri, Boston and Nick Rhodes of Duran Duran,A-ha,alphaville,depeche mode,, Banco De Gaia, Ken Ishii, Fluke, The Cure, The Orb, The KLF, Plastikman, Bomb The Bass, Gary Numan, Robert Miles, Mike Oldfield, Rick Wakeman, Rod Argent, Joe Zawinul, Patrick Moraz, Pet Shop Boys, the Cranberries, Sin and Jellyfish,The Cure, Astral Projection, Fluke, Elton John, James Horner, Toto, Donald Fagen, Michael McDonald, Chick Corea, Level 42, Queen, Yes, Michael Boddicker,europe,survivor,mr mister, Julian Lennon, Jean-Michel Jarre, Sneaker Pimps, Lynyrd Skynyrd, Greg Phillanganes, Jerry Goldsmith, Jimmy Edgar, Beastie Boys, Stabbing Westward and Herbie Hancock

80 lerde dünya bu isimler ve onların dx7 m1 ve d50leri ile müziği gördü dahada müzik falan yok dünyada zaten...Bunu şuanda dünyada müzik yapmaya çalışan bütün aranjör,ses mühendisi,produktör ve varsa hepside bilir.

Herkese müzik dolu günler...
 
Oy abi n'aptın? Vintage Synth Explorer' daki neye göre hazırlandığı bilinmeyen listeleri koymuşsun. :mrgreen:

Abi şimdi bunu müzik yapmaya çalışan aranjörler prodüktörler ses mühendisleri bilir diyosan, öyledir, nediyim şimdi. Bu kadar iddialı söze saygı duyarım. :mrgreen:

Ama M1 synth değil. :twisted:
 
Gelişim esasında şöyle özetlenebilir.

İlk synthesizerlar çıktığında insanlar bunlarla yaptıkları tonları klasik orkestra ve doğada bulunan sesleri emüle etmek için kullandılar. Çoğu analog synthesizer'ın presetleri bu şekildeymiş o zamanlar.

O zamanın firmaları, dijital devrim geldiği zaman emülasyonların daha kolay olduğunu düşünmüşler ve rotayı o yüzden değiştirmişlerdir. Tüketiciler de öyle yönlendirilmiştir. Günümüzün workstationları da bu trendi devam ettirmekle beraber performans krallığını sampler ve fiziksel modelleme yapan donanım / yazılımlara bırakmakta yavaş yavaş.

Nord Lead'le beraber analog synth gibi kontrolleri olan dijital synthesizer trendi yaratılmış ve o dönem popüler olmuştur. Tonları analoglar kadar tok olmasa da, polifoni, midi ve dengeli çalışma olarak analog kardeşlerinden daha avantajlıdır bunlar. O yüzden tutmuştur da.

Analog talebine belli başlı firmalar da cevap vermiştir. DSI, Studio Electronics, Doepfer, Moog gibi (örnekler çoğaltılabilir) firmalar yeniden analog cihazlar üretmişlerdir ve bu cihazları yeni almak da mümkün.

Talep oluştuğunda arzı karşılayan firmalar çıkmakta. Günümüzde ise ağırlığa donanım ve yazılımsal olarak dijital hakim. Ama ses karakteri ve kişisel seçimlere göre istediğiniz tınılara sahip aletlerde seçenekler daha önce bu kadar çeşitli olmamıştı. Şimdi asıl sorun kullanıcı olarak isteklerinizi net olarak belirleyip, ses karakteri ve tını analizi yaparak, size alım satım kaybı yaşatmayacak bir alet almak. :) En güçlü bilgi de bu zaten.
 
Minocan' Alıntı:
O zamanın firmaları, dijital devrim geldiği zaman emülasyonların daha kolay olduğunu düşünmüşler ve rotayı o yüzden değiştirmişlerdir. Tüketiciler de öyle yönlendirilmiştir.

Abi "tüketicileri" öyle kolayca yönlendiremediler aslında. "Bilinçli tüketici" diyelim. Ve Dijitalin doğuşu da sakat. İlk ticari tam dijital synth' lerden birini (kimine göre ilk, forumlarda uzun tartışmalar var) yapan Wolfgang Palm bu synth' i Tangerine Dream' den Klaus Schulze' a götürüp "nasıl olmuş" diye sormuş ama Klaus bu synth' i doğal olarak pek beğenmemiş. O zamanın bi çok synth' çisi de sesi gayet thin bulmuş. Klaus' la beraber neden bu kadar thin bu sound diye düşünürken akıllarına analog filtreden geçirmek gelmiş. Ve PPG Wave 2 yapılmış. Sound' u biraz daha toparlamışlar. Ama tam dijital synth' ler için işler baştan beri hiç iyi gitmemiş.

DCO' lu makinalara ne demeli? Bu da VSE' de konuşulan şeyler, yine Roland' ın CEO' su açıkça söylüyor, VCO' lu poly synth yapmak için çok kaliteli devreler ve işçilik kullanmak gerekiyormuş, e mono synth' lerde out of tune sorunu varken tüm o osilatörleri nasıl tonda tutacaksın. Jupiter 8' in maaliyetlerini en aza indirecek şekilde çiplerde çok ucuzlamışken çiple tune kontrolü yapan poly synth' leri yani bildiğimiz Junoları üretmeye başlamış Roland. Süperde ucuz fiyata üretebilmişler. Tabii kalite Jupiter' le alakasız. Osilatörlerin mikro salınımları yok Juno' da. Bu o zamanda zaten bilinen ve eleştirilmiş şeyler.

Roland D50, Roland' ın ilk tam dijital synth' i. Dijital devrimin en başarılı zamanında, manual' ını alıp okuyorsuın, ilk cümleler aşağı yukarı şöyle: Bu synth dijital ama dijital' ın o soğuk sıska sesiyle alakası yok, analog sıcaklığı yakalamaya çalıştık. :mrgreen:

"Tüketiciyi yönlendirmek" kolay olmadı. Zaten işi bilen tüketici yönlenmedi. Rock grubunda klavye çalan adam yönlendi tabii, 200hz' in altını traşladığın bi alet çalıyorsan zaten analogmuş dijitalmiş farketmiyor. Ama sound' un herşey olduğu elektronik müzikçi abilerimizin bi çoğu analog parkurunu korudu. :mrgreen:
 
Analog filtre güzel bir destek dijital aletler için (PPG nin devamı sayılabilecek Waldorf Wave de o mantıktadır, onun da çipl tasarımı Wolfgang Palm'a aittir) , filterbank ler o konuda gayet güzel destekliyor. O konuda hemfikirim. Ama zaten Wave serisi wavetable synthesizer, dolayısıyla mantığı çoğunluğu subtractive synthesizer olan analoglardan farklı.

PPG wave'in wavetable ları 8 bittir, daha sonra 12 bit versiyonu da çıkmıştır. Bence öyle bir tını çıkması gayet güzel bir başarı.

Şahsen ben seste çok kontrol ve çeşitlilik sağlayabilen ve frekans bandı geniş bir dijital synthesizer ve analog filtre kombosunu, full analog bir alete tercih ederim.

Analog filtrelerin "müzikal" bandı, dijital filtrelerden genelde daha geniş, o yüzden daha çok tercih edilmesi doğal, ama bunlar programlama ve iş akışında biraz alternatif yollara gidilerek çözülmeyecek şeyler değil bence.
 
Minocan' Alıntı:
Analog filtre güzel bir destek dijital aletler için (PPG nin devamı sayılabilecek Waldorf Wave de o mantıktadır, onun da çipl tasarımı Wolfgang Palm'a aittir) , filterbank ler o konuda gayet güzel destekliyor. O konuda hemfikirim. Ama zaten Wave serisi wavetable synthesizer, dolayısıyla mantığı çoğunluğu subtractive synthesizer olan analoglardan farklı.

PPG wave'in wavetable ları 8 bittir, daha sonra 12 bit versiyonu da çıkmıştır. Bence öyle bir tını çıkması gayet güzel bir başarı.

Şahsen ben seste çok kontrol ve çeşitlilik sağlayabilen ve frekans bandı geniş bir dijital synthesizer ve analog filtre kombosunu, full analog bir alete tercih ederim.

Analog filtrelerin "müzikal" bandı, dijital filtrelerden genelde daha geniş, o yüzden daha çok tercih edilmesi doğal, ama bunlar programlama ve iş akışında biraz alternatif yollara gidilerek çözülmeyecek şeyler değil bence.

Captain obvious tarzı olmuş :mrgreen:

Evet PPG wavetable idi. Katılıyorum. :mrgreen: Neden Wavetable idi? Çünkü o zamanlar digital teknolojinin imkanlarından nasıl yeni şeyler yaparım fikri hakimdi. Analog modeling diye bi şey yoktu yani. Hatta o kadar yoktu ki, Roland D50 aslen bi analog modeling olmasına rağmen (Synth Modda) ne üzerinde ne manual' ında analog modeling diye bi tabir göremezsin. Çünkü böyle bi kavram gelişmiş değil daha (Yıl 1987). :mrgreen:

İlk dijital synthler tabii ki analog modeling değildi. Zaten konu bu değil, konu ilk dijital synthler. Ve analog makinalarla sonic karşılaştırması.

Ve evet 8' bit bir makinaydı. So 80's. :mrgreen:

Bana sorarsan Nord Lead baya bildiğin thin bi alet. Ama zevk meselesi. Dijital synth + analog filtre kombinasyonu tabii ki gayet yerinde. Dijital synth + analog filtre + tüp saturasyonu gayet "like a record" tadı veriyor.
 
Dijital synthleri analoglarla karşılaştırmak yerine onların özgün özelliklerini kullanarak çalışmak daha güzel bir mevzu. Her analog bu parametreleri sağlayamıyor.

Misal Nord Lead serisinin modülasyon seçenekleri zayıftır, ama morph özelliğiyle her parametre o kısıtlı modülasyonlara atanabilir. Kanımca seriye "Lead" denmesindeki sebep bu. Solo sesler için çok kullanışlı hale geliyor. Filtre mekanizmalarını ise analogla birebir karşılaştırmak genelde yanılgıya düşürüyor. Her aletin filtre karakteristiği mantıksal olarak benzer de olsa tonal bant eğrileri farklı.

Nord Lead'de glitch sesleri için ayrı bir mod da mevcut (1 ve 2 de) bu konuda başlık açmıştım, hazır bahsi açılmışken bakabilirsiniz :)

Analoglar genelde subtractive sentezleme kullanırken, genelde üvey evlat görülen dijitaller, tınısal olarak daha fazla çeşitlilik sağlıyor (ek modülasyonlar, envelope vb.) , bu aletlerde "analog" tını isteniyorsa filtre kombinasyonuyla etkili sonuçlar almak bence mümkün. Üstelik analog aletlerdeki mimarisi gereği oluşan kısıtlamalardan da sıyrılmış oluyorsunuz.
 
Minocan' Alıntı:
Dijital synthleri analoglarla karşılaştırmak yerine onların özgün özelliklerini kullanarak çalışmak daha güzel bir mevzu. Her analog bu parametreleri sağlayamıyor.

Misal Nord Lead serisinin modülasyon seçenekleri zayıftır, ama morph özelliğiyle her parametre o kısıtlı modülasyonlara atanabilir. Kanımca seriye "Lead" denmesindeki sebep bu. Solo sesler için çok kullanışlı hale geliyor. Filtre mekanizmalarını ise analogla birebir karşılaştırmak genelde yanılgıya düşürüyor. Her aletin filtre karakteristiği mantıksal olarak benzer de olsa tonal bant eğrileri farklı.

Nord Lead'de glitch sesleri için ayrı bir mod da mevcut (1 ve 2 de) bu konuda başlık açmıştım, hazır bahsi açılmışken bakabilirsiniz :)

Analoglar genelde subtractive sentezleme kullanırken, genelde üvey evlat görülen dijitaller, tınısal olarak daha fazla çeşitlilik sağlıyor (ek modülasyonlar, envelope vb.) , bu aletlerde "analog" tını isteniyorsa filtre kombinasyonuyla etkili sonuçlar almak bence mümkün. Üstelik analog aletlerdeki mimarisi gereği oluşan kısıtlamalardan da sıyrılmış oluyorsunuz.


GearSlutz' da bi başlık vardı, adam diyor ki, Arturia Jupiter8V diye bişey gördüm, denedim, benim JP8' le aynı sound ediyordu, JP8' imi sattım, yer açıldı." :mrgreen:

Şimdi ilk başta hakkaten synth nerd' ini gülümsetecek bişey bu. Ama öyle değil, bu adam rock prodüktörü, zamanında en iyisi bu demişler almış JP8' i ama o kadar da ilgili değil, pad machine olarak kullanıyor, tamam öğrenmiş aletin değerini (bizim gümrükçülere bile sorsan bilir ebay sağolsun :mrgreen: ) ama adamın olayı belli, JP8, onun aklındaki soundu oluşturan ana eleman değil. İşini VSTi görünce kafadan $5000 geldi cebe. :mrgreen:

Adamın amacını bilmeden analog geyiği yapmak vakit kaybı oluyor tabii ki. Konuşması keyifli tabii :D . Adamla saatlerce tartışırsın ama adam aslında 70' ler pychedelic reprodüksiyonu yapan bi tiptir, sen powerpop yapıyosundur falan. :mrgreen:

Sonuç olarak dijitali bende severim. D50' nin wavestation' nun yeri ayrıdır bende. Pad machine olarak. :mrgreen: Öyle evolving sound' lar analog işi değil tabii ki. Absynth mesela o konuda yarmış bi alet ama ben o kadar steril sound sevmiyorum, tercih meselesi, D50' nin Wavestation' in DA converter' larının o dirty tatlılığı daha güzel bi renk katıyor. (Aslında bi çok erken dönem dijital synth' in o çok tatlı karakterlerinde günümüz koşullarına göre kalitesiz kalan converterların payı büyük. :mrgreen: )
 
atilla999' Alıntı:
Ve M1 zaten synth değil abi. :mrgreen:

yuh; ayıptır, günahtır, yazıktır be :lol:

"The M1 was and still is a popular and widely used digital synthesizer and music workstation. The M1 features built-in AI Synthesis for full digital generation and processing using 4MB of PCM sampled and synthesized waveforms which can be shaped using analog-style editing."

http://www.vintagesynth.com/korg/m1.php

m1.jpg
 
Geri
Üst