[Eski] Klavyelerde yeni modeller kaç yılda bir çıkar?

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

GianCARLO

Yeni üye
umarım başlık doğru yerdedir ve yanlış değildir. İlginç bir soru olarak gelebilir sizlere. Klavye, synthesizer, workstation.. gibi ensturmanları üreten yamaha roland korg kurzweil.. ortalama kaç yılda bir yeni modelleri geliştirip piyasaya sürerler? Açıkçası bu soruyu sormamın sebebi tamamen ticari konuda beni aydınlatmasıdır. Şimdi bir klavye alma telaşı içerisindeyim. Şimdi alacağım klavyenin üst modeli çıktığı zaman doğal olarak aldığım klavyenin fiyatı düşecektir. Bunu göz önünde bulundurarak alışverişimi yapmak istiyorum. Sizler bu işin yıllardır içerisinde olduğunuz için bu konuda bilgilisinizdir diye düşünüyorum. Umarım benden başka herkese yardımcı olur bu başlık.
 
Büyük müzik fuarlarını takip etmek gerek. En yeni modeller veya prototipler bu tarz fuarlarda görücüye çıkıyor. Musicmesse bunlardan biri.
 
Eskiden modeller sanki daha uzun sürelerde revize oluyordu... Korg M1 en uzun giden modellerden biriydi mesela...

Şimdi modellerin isimleri aynı ama hızlı bir versiyon trafiği var.
Motif ve Fantom serilerinde görüyoruz.... Neredeysa her 1-2 yılda yeni modeller veya versiyonları çıkıyor...

Synth mutlaka gerekli ise, alınacaksa beklemenin anlamı yok.
Bir yerinden içimize sinen beğendiğimiz bir model ile başlamak lazım.

Ama model çıkma frekansına bakılırsa muhtemelen 2-3 yıl önce pazara sürülen bir synth hala birinci elde vitrinleri süslüyorsa, büyük ihtimal yeni modelin eli kulağındadır diye düşünebiliriz...

Zamanında 2000$ üzeri fiyatlara satılan (dövizin de yüksek olduğu dönem bir de) o1/w gibi cihazlar bugün ikinci elde 400 -500 YTL...

Mutlaka yenisi çıkınca fiyatı düşecek, kaçarı yok, bu yıl çıkmaz da seneye çıkar ama mutlaka çıkar :D ... Bilgisayar ya da plazma tv gibi ...
 
Seri başı modellerin yenilenmesi 2-3 yılda bir oluyor genel olarak, bu daha da sarkabiliyor bazen. Ancak yeni geliştirilmiş bir üst modelin daha ucuz alt modelleri de takip eden 1-2 yıl içerisinde giriş seviyesi kullanıcılar için piyasaya sürülüyor.

Bu döngü her zaman tutarlı olmayabiliyor, kaldı ki kimi aletler spesifik özellikler içeriyor ya da her kullanıcıya hitap etmeyebiliyor. Ya da teknolojik gelişmeler o dönemde yoğunsa müzik dışında kozmetik gelişmeler ya da hiç aklınıza gelmeyecek üstün özelliklerle piyasaya sürülüyor. Bu durumda siz her ne kadar 'ticari' olarak takipte olsanız da 'satışta' problem yaşayabilirsiniz.

Örneğin kimi markalar modelleri piyasaya sürmeden aylarca bekletip tanıtım ve duyurular yapıyor. Bu durumda elinizde değişik markalardan synth'ler yoksa, yapacak birşey de kalmıyor. Elinizdekini satıp bir süre synth'siz takılmak mümkünse ayrı...
 
Benim gördüğüm kadarıyla; herhangi bir firma yeni bir teknolojiye dayalı yeni bir ürün çıkartınca rakipler de yeni model geliştirme yoluna gidiyorlar. Bazen firmalar yeni segmentler oluşturduğunda da rakipler aynı segmentte rekabet edebilecek ürünler çıkartıyorlar.

Örneğin; 1980'lerin başında analog synth'ler arasındaki rekabet genelde Roland Juno ve SH serileri ile Korg'un belirli modelleri arasındaydı (Poly, Monopoly, vs). Yamaha CS serisi ile rekabet ediyordu. Sonra Yamaha FM sentezleme metotunu keşfedince DX serisini çıkardı. Korg da benzer mantıkla çalışan DW serisini çıkarttı. Daha sonra Roland D serisi sample benzeri tekniği kullanınca Korg M-1'i üretti ve yıllarca satılan bir ürüne sahip oldu. Sonraları günümüze kadar sample tekniği gelişti. 1980 ve 1990'larda kartla ses yükleme olayı yerine klavyelere hard disk takıldı. Yakın zamanda Korg Triton, Yamaha Motif ve Roland Fantom benzer özellikli klavyeleri çıkarttı. Ana klavye modeli üzerindeki bazı özellikleri çıkartarak Light Edition klavyeleri ürettiler (örneğin ribbon controller ve EXB kartı olmayan Triton LE, Motif MO gibi). İlginçtir; 1990'ların sonu ve 2000'lerin başındaki VA klavyeler bile birbirlerine rakip olarak çıktı (Korg MS-2000, Roland JP-8000, Yamaha AN1X).

Sonuç itibarıyla; yeni klavyelerin çıkışındaki asıl amacın firmalar arasındaki rekabete ve tabi ki innovasyona dayalı olduğunu düşünmemiz gerekir.. Buna göre bir firma diğerlerinden bir adım öne çıkınca diğerlerinin adımları da ard arda gelecektir.

Mesela benim yakın zamanda beklediğim klavye modeli; düşük fiyatlı VA serileriyle (Korg Microkorg ve R3, Roland SH-201, Alesis Micron) rekabet edebilecek Yamaha AN1X benzeri VA klavyedir..
 
Bence artık VA jenerasyonu ortadan kalkmak üzere. Bunun yerine birden fazla sentez tekniğini aynı anda barındıran sintiler piyasaya girmeye başladı. Workstation veya synthesizer'ları yatırım gibi düşünerek almak çokta doğru değil, keza tıpkı otomobiller gibi kutusunu açtığın anda değeri düşmeye başlıyor ve 2-3 yılda neredeyse %50 değer kaybedebiliyor. Bu durum özellikle sık model değiştiren dijital cihazlar için geçerli. Özellikle software sintilerin piyasaya artan oranda girmesiyle hardware dijital cihazlar ikinci elde neredeyse bir software sinti lisansı parasına alınabiliyor. Fiyatını nispeten koruyan aletler ise analog olanlar. Onların da her modeli popüler değil ve meraklısı çok az olduğu için satmaya kalktığında talep eksikliği sebebiyle bir şekilde onların da fiyatı düşüyor. Özetle, para kaybını baştan kabullenmek lazım. Şurası da bir gerçek ki, müzik yapımı hiç bu kadar pratik ve ucuz olmamıştır tarih boyunca. Seçeneklerin fazlalığı tersine etki yaparak yaratıcılığı köreltip tüketim bağımlısı yapıyor insanları. Aletlerin eski yıllara göre ucuza alınabiliyor olması değer kaybı gerçeğini bir anlamda hafifletiyor.
 
Yeni nesil workstation'ların eski nesil cihazlara göre en gelişmiş tarafları squencer 'ları ve fx 'leri . Akustik Piyano tonları da eski nesil cihazlara göre çok daha gerçekçi tabiki , bunu da es geçmemek lazım ...

Ama iş synth , pad , string 'lere gelince çok bir ilerleme yok , hatta birçok eski cihazın kendine has daha güzel karakterleri var .

Master keyboard olarak kullanmak için yeni bir workstation almak çok mantıklı o yüzden ama 2. ya da 3. synth olarak kullanılacak bir cihaz için binlerce euro vermek bana anlamsız geliyor .

Sadece piyano tonları yüzünden de workstation almak yine anlamadığım bir mesele , çünkü workstation'lardan çok daha ucuz , hem akustik hem de elektrik piyano tonları çok çok iyi stage piyanolar var .

İhtiyaçları iyice belirleyip yatırım yapmak lazım , çoğu zaman sahnelerde 2-3 tane birbirine yakın workstationı kullanan klavyeciler görüyorum , ne squencer kullanıyorlar ne de başka bir özelliği , o yüzden üzülüyorum boşa giden paralara açıkçası ...
 
İhtiyaçların değişken olduğu durumlarda bahsettiğin birden fazla benzer workstation kullanma durumu gündeme gelebiliyor synfox. Herkesin durumu evine ayrı sahneye ayrı setup kurmaya elverişli olmayabiliyor. Hem canlı sahne performansını hem de stüdyo kayıtlarını aynı makinelerle yürütmek zorunda isen ve aynı zamanda sahne performansında da titizleniyorsan sürekli elindeki sistemi oradan oraya taşıman gerekebilir. Kendi adıma böyle en azından.
 
Biraz daha açayım yazdıklarımı ,

Biz bir workstation alırken sadece bir S&S synth almıyoruz malum , aynı zamanda bir squencer , drum machine , fx processor de alıyoruz . Ama genelde sadece synth kullanılıyor ve bence diğer ekstra'lar için verilen paralar boşa gidiyor .

1,5 sene kadar bir arkadaşımın synth 'lerini bize bırakmıştı , Roland juno-60 ve Korg 01 , toplam piyasa değerleri 1000 usd ama , iş synth pad 'lere gelince hiçbir yeni workstation bu ikilinin yaptığı işi yapamaz .

Klavyecilerin set up ' larını birbirinin benzeri workstation'lar yerine , bu tip klasik aletler ile çeşitlendirmesi hem sound olarak daha iyi işler çıkarır hem de çok daha hesaplı , ucuz .
 
Bir yerde haklısın. juno60 hakkında fikrim yok fakat O1 uzun süre kullandım. Keşke imkanlar el verse de eski aletleri satmayabilsek. Ama özellikle yer sıkıntısı, zaman zaman da yenisini alabilmek için eskiyi satma mecburiyeti buna olanak vermiyor.

Yeni klavyelerin getirdiği teknolojik yenilikler ve bunun yanında klavye tuşesindeki gelişmeleri de hesaba katarsak, yenilenmeleri gerekiyor. Özellikle tuşe konusunda O1 ile bir türlü anlaşamamıştım. Benim için vazgeçilmez tuşe, Roland A70, Roland G1000, Virus KC gibi makinelerde kullanılan tarzdaki tuşe. Piyano tuşelerinde de son zamanlarda gelişmeler var ve bunlar da yenileme ihtiyacı uyandırıyor kullanıcı üzerinde.

Yine O1 ve o dönem makineleri için, uzun süre kurcaladıktan sonra sonuçta rom'daki seslere bağlı kaldığınızdan, sesler sıkmaya başlıyor. Hatta kullandığı kartlardaki sesleri kendi üzerindeki sequencer'da kullanamaması gibi bir saçmalığı da vardı. Sequencer kısmı, sadece A ve B bankalarını tanıyordu, C bankasından ses almak için A-B'ye kopyalamak gerekiyordu.

Özellikle kendi adıma seviyesiz aranjelerde de sound olarak yer almaya başladığında, o synth ya da workstation'un satılma zamanı geldiğini düşünüyorum ve elimde tutmak istemiyorum. Bir süre sonra klasikleşebiliyor O1 gibi belki ama ben bunu kendi adıma göze alıyorum.

VSTi'leri ise hiç karıştırmıyorum, önceden setup'ları hazırlanmış workstationları açıp birkaç saniyede çalmaya başlama imkanı her zaman bir adım öne çıkarıyor sahne için. Aralarında kablolama bile olsa çok basitçe bu iş halledilebiliyor.

Konu dağıldı gibi biraz ama konu açıldıkça buralara geldi. Sonuç olarak yeni teknolojilere sahip makineleri almak, yeni ve güncel, dünya müziğine uyumlu sounda sahip olmak için gündemdeki makineleri almak gerekiyor. Fazla uğraş vermeden seslere ulaşmanın en kolay yolu da; içeriğinde ortalama 1000$ seviyelerindeki synth'lere oranla çok daha fazla ses barındıran ve zaman zaman synth özellikleri ciddi anlamda öne çıkan workstationlardan birkaç tane dizmek gibi görünüyor bana göre. Sadece hazır pathch'leri kullanmak için :D Bu da işin tembellik boyutu. Biz müzisyenler tembelliği severiz ;)
 
cevit' Alıntı:
... Sonuç olarak yeni teknolojilere sahip makineleri almak, yeni ve güncel, dünya müziğine uyumlu sounda sahip olmak için gündemdeki makineleri almak gerekiyor. Fazla uğraş vermeden seslere ulaşmanın en kolay yolu da; içeriğinde ortalama 1000$ seviyelerindeki synth'lere oranla çok daha fazla ses barındıran ve zaman zaman synth özellikleri ciddi anlamda öne çıkan workstationlardan birkaç tane dizmek gibi görünüyor bana göre. Sadece hazır pathch'leri kullanmak için :D Bu da işin tembellik boyutu. Biz müzisyenler tembelliği severiz ;)

Hazır patch kullanma işine ben karşıyım açıkçası , hazır patch kullanınca kendine has bir sound yaklaman imkansız bence . Patch'ler programlamak için fikir vermesi açısından başlangıç noktası olmalı bana göre .

Yine çok sıkı birçok klavyeciye bakarsan , yurt dışındaki müzisyenleri kastediyorum , nette teçhizat listeleri var , onlarca eski synth'i halen kullandıklarını görüyorsun ama sound'ları hiç de eski değil .
 
Müziğe, daha doğrusu sahneye yeni başladığım zamanlarda bu tip tartışmalar içinde bulduğum oluyordu kendimi. Ama o zamanlarda klavyelerde zaten sayıca çok az patch bulunuyordu. Şimdilerde çıkan makinelerde 1500 ses birden geliyor.

Düşün; sahne işi devam ediyor, bir yandan gündüz stüdyo vb işler devam ederken yaşamsal faaliyetler de bir yandan... Bir de ayrı bir meslek sahibiysen patch inceleme ve geliştirme zamanı iyice daralıyor. Eskiden oturup patch dinlerdik. Üzerinde neler yapılabilir diye karar vermek için öğle yemeği yerken sol elimle tek tek patchleri gezdiğim zamanları hatırlıyorum beste ağırlıklı çalıştığım zamanlarda. Ama tek işi bu olan aranjörler bile artık ufaktan ses mühendisliği, tonmaisterlik gibi bilgiler edinmek durumunda kalıyor, zamanını bunlara da harcamak zorundalar.

Sahne yapanlarda ise genellikle asistan olmuyor. Senin bahsettiğin büyük klavyecilerin asistan ya da ikinci klavyecileri, performans esnasında dahi gerek sahneden gerek sahne arkasından ve performans öncesinden yardım ediyorlar. Bu da işlerini kolaylaştırıyor. Süper bir rock grubuna çalınacaksa işler değişik olur ama 'piyasa' da güzel soundla sahne yapmak için gerekli bir çok ses workstationlarda ve genişleme kartlarında hazır geliyor. Bir iki ufak değişiklikle direk kullanılabiliyor ve 'vay be, aynı orijinali gibi çalıyor' övgülerini kolaylıkla alabiliyorsunuz.

Cevabım yalnızca ülkemiz genel dinleyici kitlesi için geçerlidir.
 
Geri
Üst