[Eski] MIDI Klavye seçimi ve Modül olayları

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

sebo

Yeni üye
Merhaba herkese,soru bir arkadaşım için olacak.Kendisi ev piyanisti idi uzun yıllardır grup kurduk konsere falan çıkalım dedik fakat arkadaşın evindeki elektrik piyanosu bizi istediğimiz noktaya getiremiyor.
Repertuarımız daha çok Progressive Metal,daha çok Jordan Rudess'ın kullandığı tonları arıyoruz.Bütçe olarak şu an için pek müsait değil arkadaşım,en uygun fiyatlı ve olabildiğince stabil çözümler arıyoruz.

Ben kendi araştırmam ile M-Audio Keystation pro 88 modeli uygun olabilir diye düşündüm.Nasıl bir klavyedir,kullanışlı mıdır,kaliteli midir herhangi bir fikrim yok.Bu noktada sizin yardımınızı reca edeceğim zaten :D

Ayrıca arkadaşmın şu an elinde amd çift çekirdek işlemcili HP notebook var.Bu midi klavye eğer kaliteli bir model ise aldıktan sonra USB ara birimini kullanarak PC üstünden ton yazabilir miyiz?Amacımız kayıttan çok canlı performansta kullanabilmek bu kombinasyonu.Canlı performansta bizi bekleyen sorunlar ne olabilir bu kombinasyon ile?Ayrıca son sorum olarak hangi programları kullanabiliriz ton yaratmak için?

Aklımdaki sorular şimdilik bu kadar,sizler yanıtladıkça yeni soruları sizlere aktaracağım.Şimdiden teşekkürler herkese :wink:
 
Bir yılı aşkın bir süredir sahnede bilgisayar üzerinden çeşitli yazılım synthesizer'lar kullanıyorum. Keystation'ı hiç denemedim. Ancak bir çok sample'ı ve synth modülünü birlikte içermesi bakımından Steinberg Hypersonic'i önerebilirim.


Karşılaşabileceğiniz sorunlara gelince, bilgisayarın toprak bağlantısından dolayı bir dip gürültüsü sorunu yaşayabilirsiniz. Ayrıca bilgisayarın kendi ses kartıyla iyi bir performans beklemeyin. O yüzden kendi asio sürücüsü olan bir ses kartı almanız iyi olur. Klavyeyi bilgisayara USB'den bağladığınızda bazen midi mesajlarını almayabilir bilgisayar. Bu durumda klavye açıkken bilgisayarı yeniden başlatmanız gerekebilir. Ben başkaca bir sorun yaşamadım.
 
M-audio Keystation pro88 bence bir grupta çalan bir klavyeci için çok fazla ağırlık sorunu yaratabilir.Bir yerden bir yere taşırken eziyete döner işler (pro 88 , 21.3 kg) .

Klavyecinizin piyano tuşeşi istemesini de anlıyorum , ancak synth tonlarını kullanırken piyano tuşesi her zaman avantaj sağlamıyor. Başlarda belki biraz yadırgayacaktır ama normal tuşeye sahip bir klavye ile synth tonlarını çalması bence daha iyi.

Ağırlığı ve fiyatı düşünülürse , Pro 88 yerine ; tuşesini tatminkar bulduğu bir modelden 5 oktavlık bir tane alıp , daha sonra kendi sound setindeki ihtiyaçlarına göre , yine 5 yada 4 oktavlık bir model ile takviye yapabilir.
 
Ağırlığın yarısından fazlası kasaya aittir , sonra da tuş takımı .

1U ya da 2U'luk synth modüllerinin çoğu 2-4 kilo arası :)
 
Selam,

İyi bir Klavyeci için progressive tarzda canlı performansı destekleyecek iyi bir setup hiç bir zaman "tam" olmamıştır. Rick Wakeman'dan Jordan Rudess'e, Keith Emerson'dan Richard Wright'a dek tüm baba isimler, setup'larını hep ihtiyaçları ve teknolojinin sunduğu imkanlar dahilinde değiştirip durdular. Yüzlerce kiloluk Analog synthlerle başlayıp (ör: Yamaha CS80) el kadar modüllere dönüşen (ör: Roland V synth rack) synthesizerlar, 9,5 feetlik bir grand pianoyu avuç içine sığdıran DVD sampling teknolojisi (ör: EastWest PMI Boesendorfer), bir düğmeyle yüzlerce setup'ı arka arkaya dizip parça içinde kullanmamızı sağlayan Workstationlar vs vs vs... Tabi ki bu kadar çok seçenek, saydığım dev isimler için oyuncak gibi; diledikleri zaman satın alıp deneme şansı buluyorlar- hatta satın almıyorlar; üretici firmalar reklam için onlara bedava veriyor ürünü (endorsement). Böyle olunca da adamların işi epey kolaylaşıyor.

Gelgelelim, bizler gibi amatör ya da yarı profesyonel insanların bütçesi ve imkanları bu kadar çok seçeneğe sahip olmamızı engelliyor. Özellikle ülkemizde müziğin tamamen popüler kültürün gölgesinde ilerlediğini düşünürsek, progressive müzikle uğraşmak isteyen bir klavyecinin seçenekleri iyice daralıyor. Düşünsenize, İstanbul'da Tünel Ankara'da Hatay sokak, İzmir'de Onur han, müzik enstrumanı satışının kalbi olan yerler. Acaba bu merkezlerin kaçında bir görevliye danışıp "ben progressive müzik yapacağım, hangi klavyeyi önerirsin, elinizde hangi workstationlar var?" diye sorabiliyorsunuz? Bu konuda forumlar var internette, birbirimize danışabiliyoruz. Ancak ben bir aleti almadan önce satıldığı yere gidip ellemeyi koklamayı orasını burasını karıştırmayı severim! Bu imkan olmayınca nasıl alet alabiliriz ki setup'ımıza? İşin içine bir de bilgisayar ve plugin teknolojisini koyarsak iyice zorlaşıyor işimiz. Bırakın müzik mağazalarını, bilgisayar ürünleri satan en büyük "store"larda bile VST'nin latency'nin, external ses kartının ne olduğunu bilmeyen adamlar çalışıyor! Düşünsenize gidip bu adamlara "bu HP laptop'ta Halion kullansam ne kadar latency olur?" deseniz arap gibi bakar yüzünüze!

Eğer cebinizde deneme yanılmalara ve ihtiyacınız olabilecek tüm cihazlara sahip olabilecek paranız varsa sorun yok. "Bana piano lazım" dersiniz ve gider bi stage piano alırsınız, synth lazımdır gider en iyi rack'i seçersiniz. Ya da ses kartınız sizi tatmin etmemeye başlarsa gider yenisi ile değiştirirsiniz. Ancak ülkemizin ekonomik şartlarında özellikle amatör müzisyenler bu kadar para kazanamıyor. Bir alet almak için aylarca çalışıp para biriktiren, sonra zorla aldığı bu aletten bir süre sonra performans alamayıp yok pahasına satmak zorunda kalan insanlar tanıyorum.

İşte bu noktada iyice araştırma yapıp ihtiyaçları ve bütçeyi belirleyip ona göre ilerlemek lazım. Klasik piano tarafından gelip progressive müziğe ve klavyeye heves eden müzisyenler önceleri alışmakta zorlanıyorlar. Klavyeci zihniyeti ve terminolojisine ayak uydurmak sanıldığı kadar kolay değil. Bi kere seçilen müzik türü zor: progressive! Neden zor peki? Bi kere pek çok farklı tekniği içinde barındırıyor. Ayrıca pek çok farklı sound da gerek bir progressive klavyecisi için. Pianolar, synthler, akustik modeller, vs vs vs... Ayrıca bunları birarada etkin ve etkili bir şekilde kullanmak için bu zihniyeti de iyice anlamak lazım. Jordan Rudess'i bolca izlemek bir başlangıç olabilir :)

Gelelim benim size önerilerime (nacizane :p). Çift çekirdekli iyi bir HP laptop sizin için iyi bir platform oluşturacaktır. Bir laptop ne kadar üstün olursa olsun müzik üretmek için harici bir ses kartına ihtiyacınız var. M Audio, Bütçeyi zorlamayan ve ortalama olarak iyi sonuçlar veren ses kartları üretiyor. Kesinlikle öneririm. Çünkü canlı çalımda "latency" denen ses gecikmesi ile karşılaşmamak ve elinizdeki sampleların kaliteli olarak duyurulmasını garanti etmek adına böyle bir ses kartı şart. Bunlar 100-200 € civarından başlıyor. Ses kartını aldıktan sonra bilgisayara USB ya da Firewire (IEEE1394) arabirimi ile bağlıyorsunuz. Bir de MIDI klavyesi lazım tabi ki! Arkadaşınızdaki dijital piano taşınabilir bir alet ise (stage piano) MIDI bağlantısı ile kullanabilirsiniz. Ancak bu aletlerin çoğunda progressive müzik gibi "çeşnili" müziklerde kullanılan "controller"lar yok. Ör: pitch bend, mod wheel, aftertouch gibi.. Dolayısıyla size bi de yeni MIDI controller lazım. Yine M audio nun bu konuda uygun fiyatlı çok sayıda seçeneği var. Eğer arkadaşınızın pianosu stage modeli ise, normal tuşları olan daha küçük boyutlu bir MIDI klavyesi alması yeterli olacaktır, (200-300 € civarında) böylece synth sesleri daha rahat kullanır. Dijital pianoyu MIDI kablosu ile ses kartının girişine, MIDI klavyeyi de USB kablosu ile laptopa bağlayabilir ve böylece 2 klavye üstüste güzel bir setup oluşturursunuz. Ancak arkadaşın pianosu taşınmaz bir model ise (Yamaha clavinova Roland HP serisi gibi) bu durumda size daha büyük bir MIDI klavye lazım. Bu noktada MIDI klavyesinden kastım sadece M audio gibi markaların "boş-yani ses üretmeyen sadece kontrol eden" ürünleri değil. piyasadaki pek çok klavye (hatta hepsi desem yanılmam) MIDI kablosu ile bilgisayara ve ses kartına bağlanabiliyor. Üstüne üstlük yeni jenerasyon klavyelerde usb bağlantısı da var (Yamaha motif gibi). Eğer "kesenin ağzını biraz daha açarız" derseniz, bence 2.el veya sıfır bir workstation alın ve laptopa bağlayın. Böylece hem klavyenin kendi seslerinden ve imkanlarından yararlanın; hem de laptopa bağlayıp MIDI kontrolu için kullanın. Bu iş için benim önerim her zamanki gibi Yamaha Motif serisi olacaktır! Ayrıca Korg triton extreme ve Roland Fantom da güzel cihazlar. Bunları neredeyse her mağazada bulabilir ve deneyebilirsiniz; satmak istediğinizde de 2.el piyasasında değer bulacaklardır. Bu yazımın başında belirttiğim hususa gönderme yapıyorum şu anda. 2.el piyasası neredeyse olmayan Kurzweil marka klavyeler de bu iş için çok ideal. Şiddetle öneririm (yumruk falan atmam merak etmeyin :p) Alacağınız klavyenin 76 veya 88 tuşlu olmasını öneririm. 61 tuşa göre çok daha fazla imkan sunuyorlar. Klavyeyi böler ve farklı sesleri bir arada kullanabilirsiniz. Piano kökeninden gelen arkadaşlar için 88 tuşlu modeller var tabi. Bu forumda M audio Pro keys önerildiğini okudum ama ben kesinlikle önermiyorum: tuşesi çok kötü! O kadar parayı o alete vermek yerine daha az özelliği olan, tuşesi de idare eden stage pianoları düşünebilirsiniz. Maudio Keystation 88es diye bi model var; bunu tuşesi de çok iyi değil ama idare ediyor. Ayrıca o kadar ağır bi alet değil hafif bile denebilir, kolayca taşımak mümkün. Bu aleti kesinlikle öneririm. Tek başına 88 tuşlu bir MIDI klavye, başlangıçta progressive grubunda çalmak için yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Daha sonra 2 klavyeli bir setup da deneyebilirsiniz..

Laptop, ses kartı ve MIDI klavyeyi kurduktan sonra sıra geldi işin en can alıcı tarafı olan "seslere". MIDI klavye olarak demin dediğim gibi bir workstation klavye alırsanız içindeki sesleri kullanarak neredeyse tüm ihtiyacınızı karşılamış olursunuz. Özellikle Yamaha motif ve Korg triton bu konudaki en üstün aletler (referans vermek adına Yamaha Motif'i David Paich-Toto, Korg Triton'u Jordan Rudess-Dream Theater kullanıyor) Bu aletlerde ayrıca sampler ve sequencer gibi imkanlar da var. Yani dışarıdan sesler yükleyebilir, içerideki seslerle karıştırıp yeni sesler üretebilir, "loop"lar yazabilir ve altyapıyı zenginleştirebilirsiniz. Bu saydığım modellerin rack- yani klavye olmayıp "kutu" olan versiyonları da var. Bunları da midi klavye ve ses kartına bağlayıp kullanabilirsiniz. Bu noktada Roland A30, A33, A70 gibi 2 ve daha fazla MIDI çıkışı olan klavyeleri öneririm. Böylece bir tek midi klavyeyle aynı anda hem synth racki hem laptopu kontrol edebilirsiniz. Ancak bu cihazların fiyatları yüksek ve 2.el piyasası yok denecek kadar az. Samplerlar'a gelecek olursak iş daha da zorlaşıyor, hem fiyatları yüksek, hem de piyasaları çok dar...

Sadece keystation 88 gibi boş midi klavyesi kullanacak olursanız bu noktada laptop ve ses kartına çok iş düşüyor. Sesleri plugin denen programlar üretiyor. Bu pluginlerin çoğu tek başına kullanılabiliyor (standalone). Pluginlerin bazıları çalışmak için başka bir platforma tutunuyor: bunlara VST host deniyor. NI Kore ve Steinberg V Stack bunların başında geliyor. Bu programları kullanarak pek çok VST plugini biraraya toplar, yanyana ve üstüste dizebilirsiniz. Progressive tarzda pek çok ses birarada kullanılır. Buna "combi" dersek, bu combi'leri birarada kullanmak için bu programlar şart! Ayrıca bir de kayıt programları var ki bunlarda tüm VST pluginlerin yanı sıra, efektler, looplar ve audio editing de mümkün. Cubase, Nuendo, Sonar ve Logic bu programların başında geliyor. Bu programları laptopa kurduktan sonra MIDI klavye ile kullanabilir ve çaldığınız müziğe ve çalım tarzınıza göre sesler ve setuplar oluşturabilirsiniz. Kendi tarzım adına ben pek çok farklı plugin ve Yamaha Motif klavyeleri birarada kullanıyorum.

Plugin önerilerim:

Steinberg - Grand 2, Halion, Hypersonic
Spectrasonics - Atmosphere, Stylus RMX
Native Instruments - Akoustik&Elekrik Piano, B4, FM7&FM8, Kontakt 2, KORE, pro53
Plugsounds- keyboards, Fretted, HipHop
ReFX- Vanguard, Nexus
KORG legacy
East West- Colossus, Gold edition Orchestra
vs vs vs

İyi günner...

8)
 
Geri
Üst