[Eski] Tanışmak İçin-Kimiz Biz?

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
1985 yılında Ankara’da doğdum. Lise eğitimimi Ankara Türk Telekom Anadolu Teknik Lisesi’nin Elektronik bölümünde, ilk üniversite eğitimimi ise Gazi Üniversitesi’nin Otomotiv ana bilim dalında tamamladım. Şu anda ikinci üniversitemi okumakta olup Anadolu Üniversitesi’nin İşletme bölümünde eğitimime devam ediyorum.

Endüstriyel Elektronik, Dijital Elektronik, Mekatronik ve Enteraktif Web Uygulamaları üzerine olan çalışmalarımla Assembly, C++, Delphi, Java, XHTML, PHP, ASP programlama dillerinde ve ses sistemleri üzerine tecrübe kazandım.

Programlama dilleri üzerine olan çalışmalarımın ilk yıllarında GitarTürk'ü kurarak sadece virtüözlüğe özel bir pencere oluşturmaya çalıştım. Takip eden yıllar içerisinde SynthTurk, Steve Vai Türkiye Fan Kulübü gibi projeler ile ilgilendim ancak vakit ayıramadığım için bu projeleri askıya almak zorunda kaldım.

Üniversitenin ardından menajerlik ve organizatörlük işleriyle ilgilenerek Dreamtone, Helyum ve Felis ( Ex-Rakun, Ex-Nightshot ) adlı grupların menajerliğini yaptım. Şu anda Vodvil ( Ex-Candy, Ex-Jonglör ) adlı grubun menajerliğini yapmaktayım.

Günümüzde GY Consultancy & Project çatısı altında rüzgar ve hidroelektrik santrallerinin projeleri üzerine çalışmakla birlikte tasarım, programlama ve menajerlik hizmetlerimide The Crying Machine Studios çatısı altında sürdürmekteyim.

Burada bulunma sebebim yıllar önce askıya aldığım teknik konularda daha fazla bilgiye ulaşabilmek için çaba göstermek ve bildiğim konularda bilgi paylaşımı yapmaktır.
 
Bu konuyu geç gördüm sanırım ( geç olsun güç olmasın demişler ) :lol:

26-06-1987 Malatya doğumluyum küçüklüğümden beri babamın elektronik ve müziğe olan merakı ( dinleyici olarak ) benidemi içine çekti nedir bilmiyorum :).

Ben herhangi bir enstrümantal çalmıyorum babam gibi dinleyici olarak kaldım :roll:

Küçük yaşlardan beri elektroniğin içinde büyüdüm babam radyo kurmuştu o dönemlerde windows 3.1 le tanıştım ve bilgisayarı keşfetmeye başladım. kendimi okul konusunda pek iyi bulmuyorum ( tembel öğrenciyim ) derken zaman ilerledi ve babamla konserlere gitmeye başladım babam ses işini bıraktı ama ben çok sevmiştim ve malatyadaki tüm firmalar ( babamın çırakları olduklarından ) :lol: onlarla işlere gitmeye devam ettim.

ilerleyen zamanlarda bilgisayara olan merakım gelişti ve kendimi bir yazılım firmasında buldum hastanelerde çalışmaya başladım konserlere ara vermek zorunda kaldım çünki yazılım firması bir müddet sonra beni il dışına farklı hastanelere hbys sistemleri için kurulumlara gönderiyordu. 2 sene kadar aranın ardından memleketime dönüş yapıp çok fazla seyahat etmeme kararı aldım :shock:

artık malatyadayım yine bir hastanede çalışıyorum ancak ( yazılım firması olarak değil hastane elemanı olarak ) :twisted: seslendirme işine girmiyorum ama geride kalmıyorum :p yine malatyadaki birçok firmanın küçük - büyük çaplı işlerine gidiyorum kendi halimde tonmaisterlik yapmaya ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Aralardan birçok şeyi atladım sadece önemli noktalara deyindim eee bu kadar yeter sanırım :roll:
 
Herkese merhaba,

ilk mesajım olacak bu ve en uygun yer sanırım burası :)

1979 yılının soğuk bir 17 Mart gecesinde (hatta gecenin köründe), ev halkının mışıl mışıl uyumasını içeme sindiremediğimden olsa gerek, Burak bu gezegene geliyor!! diye çığırmışım.

İzmir'in Yeşildere mevkiinde ömrümün ilk 6 yılını geçirdikten sonra, ailemin Yeşil düşkünlüğünden midir bilmem, Yeşilyurt'a taşınmışız.İlkokulu burada, ortaokul ve liseyi Buca'da okuduktan sonra, Öys sınavı sabahında, bir yandan kahvaltı yaparken diğer yandan tercih yapınca, üniversiteyi Çanakkale'de okudum ve çok sevdim orayı :)

Müzik ile ilk tanışmam orta-1 de müzik dersi için aldığımız Casio Org ile olmuştu. O ufak ama 100 farklı ses çıkaran aletin tam anlamıyla manyağı olmuştum. Hatta okuldan eve gelir gelmez başına geçtiğim için çoğu kez ev halkı tarafından önce ders sonra org nasihatlarına maruz kaldım.

Ancak müzik dersinde herkesin flüt ile çaldığı şarkıyı minik casio'mun "Synth strings" preset'iyle çalmam neticesinde, öğretmenden bir fırça yedim pir yedim. Akabinde çoook uzunca bir süre herhangi bir müzik aletine ne yaklaştım ne de dokundum :(. Sadece dinlemekle yetindim.
Onun yerine ufak bir süre Dj'lik işleri ile uğraştım ki bu maceramda mafyavari bir abi sayesinde pek kısa sürdü. Şu repliği hiç unutmam 'slow çal lan garıyla dans edicem!!"

Universiteden sonra askerlik derken iş hayatına atıldık. Ortaokuldan bu yana müzik ile dinlemek dışında hiç bir ilgim olmadı demiştim ya, bu süreç geçen sene Ekim - Kasım ayı civarında, akşamları yattığımda uyku ile uyanıklık halinde kafamın için melodiler tıngırdamaya başlayıncaya son buldu.

Önceleri sıyırdığımı düşünürken, bir yerlerde okuduğum, "insanın en yaratıcı olduğu zamanlardan birisi uyku ve uyanık lık arasındaki zamandır" ifadesiyle kendime geldim.Umarım doğrudur :) ve ufak ufak kendi çapımda birşeyler yapmaya başladım.

Esasen bilgisayar mühendisiyim ve gün içinde Oracle aşağı ben yukarı kod yazıyorum, sql cümleciklerini nasıl daha fazla optimize edebilirim diye bakıyorum, aynı zamanda her ne kadar istemesem de proje yöneticiliği yapıyorum.

Müzik şu an için sadece hobi. Bu saatten sonra da ne kadar ciddileşir bilmiyorum ama daraldığım,sıkıldığım zamanlarda beni kendime getiren yegane şey.

Bu forumu da, öğreneceğim onca şey var, nereden başlayacağım? Nasıl yapacağım?, bir bilen lazım, hep ecnebice forumlardan mı öğreneceğiz? Öff püff vs.. derken buldum ve iyi ki de buldum :)

Sanırım hepsi bu kadar.


Sevgi ve saygılarımla
 
Merhabalar.
Bu siteye bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine kayıt oldum.

Ben yaklaşık 6 ay gibi bir süredir Elektronik Müzik Prodüksiyonu ile uğraşıyorum.Belki bu kategori yeri değil ama kendimi tanıtmak istiyorum.

İsim:Mehmet
Soyisim:Güleç
ALIAS:Mehmet G.
Yaş:17
Bölge:Marmara/Bursa

Donanım:

Windows Vista Home Starter işletim sistemi,Intel 2.0 GHz işlemci,2048 MB DDR Ram,160 GB HDD (Ancak Oyunlar ile 50 GB boş yerim var,ileride HDD yi yükseltmek istiyorum),XENON (modelini hatırlamıyorum) PC Kulaklık+Mic,PHILIPS 190 CW PC Monitör,2 Adet PHILIPS PC Hoparlör,OnBoard Ses kartı.

Biliyorum,bu donanim kapasitesi ile birşey yapılamaz.Yapılsa bile sağlam,başarılı Prodüksiyonlar çıkmaz.Ama ben şanısımı deneme yolunda kararlıyım zaten 6 ay oldu başlayalı.

Kullandığım Program:

FL Studio 8.0.2 XXL Producer Edition.

Denemelerimi www.myspace.com/mehmetg2008 adresinden takip edebilirsiniz.

Şimdiden saygılarımı sunuyorum :)
Önerilerinize ve yorumlarınıza açığım :)
 
Bir 26 Eylul gunu dogar. Dogmasiyla beraber Dunya icin kotu gunler baslar. Bu adam yemek yapar, kotu resim cizer, top oynar, boks yapar, kayit yapar, iskenderciye gider ha bide gitar calar. Cok iyi kafa sisirir, ilkokulda saz alir babasi ona.. Ya ben niye gitar calmiyorum der.. Sonra baslar gitar tutkusu.. Ya der niye bi tane daha almiyorum? Bi tane daha bi tane daha... Bilgisayar basinda saatler gecirmeyi sever, networkler ozel ilgi alanina girer. Bilmedigi seyleri sokmeyi sever, Luthieri Fatih’in yanina gidip tezgahini dagitmayi kafasini sisirmeyi sever. Bi maple klavye bi de Q klavye sever.. Cok pasaklidir.. Gezmeyi tozmayi sever. Her seyden once yasamayi sever.. Araba kullanmayi, hizi sever. Her zaman mutlaka B hatta C plani vardir.. Hep dusunur hic bos durmaz, dusunmeyi kafa yormayi sever.. Fizige bayilir. Tunel de gezip 3-5 ahbaba ugramaya, 3-5 pena almaya bayilir.. Kol saati takintisi vardir.. Daginik adamdir, 3 yil once masasina koydugu bardak hala o masada durur.. Biraktigi seyi yerinde bulmayi sever.. Jackson-Charvel takintisi vardir. Nadir model gordumu dayanamaz alir.
 
Ben de biraz geç yazıyorum. Ne zamandır da kendimi tanıtmıyorum.Heyecan yaptım şimdi :)

Adım Onur Çamur (kafiyeye dikkat) :) 23.11.1985' te Samsun'da doğdum. İlkokul çağlarından beri müziği hep sevmişimdir. O zamanlar derste öğrendiğimiz şarkılar çocukça olsa gerek (o yaşta sanki başka bir şey öğretecekler lafa bak..:) ) ben ısınamadım ve tv.de duyduğum şarkıları flüt ile çalıp notalarını kağıdıma yazmaya başladım. Tabii sadece do re mi şeklinde. O zamanlar hayatımın ilk ve TEK orguyla tanıştım. Tabii şu klasik, içinde otomatik olarak "daha dün annemizin..." çalan oyuncak org. Yani eşşek kadar olmama rağmen ve ilgi de duymama rağmen hala bir klavyem yok :( İlkokul bitince babamın tayini ile Antalya' ya taşındık. Buraya taşınmamız ile zamanla elektronik müziğe bir ilgi oluşmaya başladı bende. Aslında o ilgi daha anasınıfı çağlarındayken başladı sanırım. Çünkü o zamanlar yaz tatiline gittiğimizde güneyde hep dans müzikleri çalardı ve çok hoşuma giderdi. Herneyse..Liseye geldiğimde elektronik temelli müziklere iyice ısınmaya başladım.ATB, Scooter gibi isimler hoşuma gidiyordu. Aslında tarzı bunlara benzemese de en çok Bomfunk MC's dinlerdim. Çünkü beni ne olduğu anlaşılmayan rap misali sözler değil arka planda çalan elektronik müzik ilgilendiriyordu.


Sonra ÖSS geldi çattı. İlk sene başarılı olamasam da 2. sene Ege Üniversitesi Kimya Bölümü' ne kapak attım (bu da pek başarı sayılmaz ya neyse..). Artık yavaş yavaş olgunlaştığımdan mıdır nedir dinlediğim müzik de biraz olgunlaştı ve bence elektronik müziğin en olgunu olan trance müziğe geçiş yaptım. Kendime çoğu kez sorarım "O kadar müzik türü var.Yaşıtların R&B, rock, pop, arabesk dinlerken sen ne diye ülkemizde pek de yaygın olmayan bu türe bağlandın?" diye. Cevabını da buldum. Benim için müzik "melodisi" için çok önemli. Zaten synth seslerine bir aşıklık var. Trance' in de en melodik elektronik müzik olduğunu düşünürsek bu çok normal. Aslında melodik demişken her ne kadar trance kadar olmasa da melodisi beni etkilediyse başka türleri de dinlemeyi seviyorum. Ayrıca duygularımı okşayan slow şarkıları da dinlemeyi severim. Favorim ise Soner Arıca.


Müzik hakkındaki görüşlerimden sonra biraz da buraya gelmek nerden esti onu yazayım. Müzik ve klavyeye olan ilgimi anlatmıştım. Bundan 3-4 ay önce babamla yaptığım bir telefon görüşmesinde kendisi "Oğlum okul da bitiyor. Boş durma hobilerinle ilgilen. Org kursuna git" dedi. Ben tabii org kursuna her zaman karşı olduğum için bunu yine dile getirdim ve eğer klavyem olursa zaten kendim çalışarak bir yere geleceğimi ama bunun için ucuz Casio gibi orglar değil, bir synthesizer sahibi olmak istediğimi söyledim. Kendisi okul bitince bu konuda destek olacağını söyledi ve hemen ertesi gün synthesizer, müzik teknolojileri derken müzik yapımını araştırmaya başladım ve anında burayı buldum. Daha ekranda capcanlı bir Cubase görmüş değilim, hatta hayatımda ilk defa geçen gün bir synthesizerla fiziksel temas kurdum :) (İzmir Dore Müzik' te MM6 ile). Gerçi denettirmediklerinden sesini duyamadım :( Öyle bir durumdayım yani. Fakat şu kısacık süre içinde gerek synthler gerek müzik yapımı ile ilgili başta Müziktek olmak üzere Ufuk Önen' in meşhur kitabı ;) ve Volume (ve bu aydan itibaren Sound dergisi) gibi kaynaklardan bir çok bilgi edindiğimi düşünüyorum. Bilginin tabii sonu yok. İnsan bu kadar güzel bir forumda her geçen gün gittikçe daha da bilgileniyor. Bilgi seviyem ne kadar sınırlı da olsa şu an tek isteğim yaklaşık 2 sene önce yazdığım şarkıma müzik yapabilmek. Hayatımda hiç müzikle ilgilenen arkadaşım olmadığı için kimseye müzik yaptıramadım. Niyetim, kısıtlı bütçemden dolayı bir MM6 alıp içindeki sesler ile (şarkı slow ve duygusal.Bu yüzden başta piyano ve gitar sesleri olmak üzere) kendi çapımda bir kayıt yapmak. Şarkının melodisi hazır ama hangi kısım ne şekilde, hangi enstrüman ile çalınırsa güzel olur bilemiyorum.


Neyse, biraz uzun oldu sanırım. Aranızdaki İzmir' de yaşayan, synthesizer ve müzik yapımı ile ilgilenen arkadaşlarla tanışmak isterim şahsen. Belki kanlı canlı bir synth sesi duymama yardımcı olurlar. Son olarak bu forumu bizlere sunan ve bilgilerini esirgemeyen site kurucu ve yöneticilerine, aynı şekilde kullanıcılara çok teşekkür ediyorum. (Ohh be bitti sonunda.İçimdekileri döktüm :) )
 
Herkese Selamlar,
Ender Öztan 10.03.1979 doğumludur.Gurbetçi bir ailenin 2. oğlu olarak Almanya'nın Aachen kentinde doğmuştur.Kendisi 5 yaşındayken ailesi Türkiye'ye dönme kararı alır ve önce dede memleketi olan Ankara'ya oradanda Mersin'e yerleşirler.

İlkokulda iken bir gün Hacettepe Alman Dili'nde okuyan ağabeyi (ki kendisi o aralar Arif Sağ Müzik Evi'nde Yavuz Top gibi üstadlardan bağlama dersi almaktadır.) eline sazı verir ve 2 şarkı öğretir.Kendisi para biriktirerek ilk sazını alır lise yıllarında.Grup Sentez adında kendi çaplarında bir grup kurmaya meyil ederler 4 genç.Bestecilik hayatının başlangıcı o yıllara denk gelir.

Eline akustik gitarı alır bir gün kendisi solak bir şahsiyet olduğu için tersten tersten arpej falan atmaya çalışır ve fekat o da nedir?!!!:) Acaip keyif almıştır aşık olur kendisi o an gitar çalmaya.
Sonra bu kişi 'Ulen ya ailede herkes yabancı dil biliyor hem abimde turizmci bende İngilizce yapayım bari kendime' derken 2 aşk arasında kalır.
Üniversite sınavından 2 ay önce konservatuar tercihini açıklar babasına ancak masraflar yapılmıştır çok emek harcanmıştır ailesi tarafından.O da napsın gider okur Selcuk Üni'de İngiliz Dili ve Edb. bölümünde.Konya'nın ilk canlı müzik ortamlarında yer alır.7 sene bifiil gitar eğitmenliği yapar çeşitli müzik evlerinde ve bayram seyran yılbaşı demeden allahın her günü çalar.
Yüzü aşkın beste yapar ancak kayıt almaz kendisi.Üretir bu adam ama ürettiğini somutlaştırmaz.Kronik bir aşıktır.Mutlaka bir derdi vardır.E zaten balık burcudur bu adam:)
Derken zaman geçer mezun olur ,'ailemin biraz gönlü olsun 1 2 sene öğretmenlik yapayım sonra kaçarım İstanbul'a ' diyerek saçma bir fikir neticesinde ingilizce öğretmeni olur.Kendisi şu an zorunlu hizmetini yapmaktadır.15 ay sonra İstanbul'a atama isteyip sonrada ilk fırsatta istifa etmek ve her anını müziğine harcamak istemektedir.Kafe açmıştır 2 sene önce ancak borç harç öder sürekli.Şu ara küçük çaplı bir Home Studyo kurabilmek için yapmayacağı şey yoktur.Kafası hep meşguldür.İyi dosttur ,bir sürü kankası vardır ancak hepsinden uzaktadır.
Yarında 30 yaşını tek başına dolduracaktır.:)
 
İsmim Özgür ÜNNÜ



09-09-1977 Ankara doğumluyum

İlk , orta , lise öğrenimimi Ankara’da tamamladım , daha sonra üniversite için Gaziantep’e yerleştim .

Gaziantep T.M.D.Konservatuarında Ney eğitimi aldım aslında Gitar çalarım fakat okul Türk Müziği okulu olduğu için ve en ucuz enstruman Ney olduğu için onu tercih ettim .

Denemediğim müzik aleti yok diyebilirim.

Lisede elektronik okuduğumdan havya lehim elimden düşmez , kornejden gitar yapıp sahnede çalmışlığım var anlayan anlar yani biraz uçuk kaçık biriyimdir ama sadece
beynim öyledir , görüntüm normaldir. Takım elbise giymeyi severim yani.

Üniversite hayatımı biraz karıncalı hatırlıyorum en son hatırladığım okul bitmemişti ve
ben askerdeydim . Bando erlerini çalıştırıyordum o zamandan sonra her şeyi hatırlıyorum tabiî ki .

Velhasıl askerlik bitti döndüm evlendim ve Gaziantep’e yerleştim
eşimde sınıf arkadaşım müzik öğretmeni şu an.

Bende bir Müzik mağazası açtım halen bu işle uğraşıyorum .

Mütevazi birde kayıt odam var az ekipmanla çok iş yapma peşinde olanlardanım.

Ufak çaplı demo ,albüm işleri yapıyorum yada bir diğer değişle tüm aranjör ve tonmaisterlerin yaptığı gibi müşterileri kobay olarak kullanıyorum diyebiliriz .

Geçmişim böyle, geleceğe dair planlarımsa

İyi bir şeyler yapıp arkamda bırakmak. Şu aralar cubase’i Türkçe yapma planım var

Cube turka 3.2 tabiki şaka ne yapsamda arkamda bıraksam bilmem he he

İyi müzisyenleri seviyorum yani sizleri buradakileri, yazım biraz saçma oldu biliyorum
İdare edin artık Nurkan arkadaşım istediği için yazdım zamanla kendimi daha iyi tanıtırım umarım herkese başarılar.
saat:19:41
tarih:09 mart 2009
$=1,79 TL
 
Herkese merhaba.

Adım Olgaç Sütçü. 04.10.1982 İstanbul doğumluyum. 14 yaşında klasik gitar çalışmalarına başladım. Üniversiteye kadar sırasıyla Bakırköy Mehmet Kaygısız Müzik Kursun'nda Murat Danabaş, Pera Güzel Sanatlar'da Melih Güzel'le, kısa bir süre de Raffi Arslanyan'la çalıştım. 2000 yılında girdiğim Sakarya Üniversitesi Çalışma Ekonomisi bölümünden 2004'te mezun oldum. Bu arada elektro gitarla da ilgilenmeye başladım. Üniversite'den sonra 3 yıl okunup bitirilmemiş bir sosyal siyaset yüksek lisansı, 5 aylık bankacılık, 3 aylık roadielik denemelerinin ardından profesyonel olarak müzik yapmak istediğime karar verdim ve atölyelerde ve özel olarak klasik gitar dersleri vermeye başladım. Bu arada tekrar Raffi Arslanyan'la çalışmaya başladım. 08.2008-01.2009 tarihleri arasında müzisyen-garson olarak Erzincan'da yaptığım askerliğimden sonra tekrar eğitmenliğe devam etmekteyim.
Klasik gitar dışında (emekleme aşamasında olmakla birlikte) piyano ve kayıt teknikleriyle de ilgileniyorum. Biri sadece beste yaptığımız diğeri sadece cover çaldığımız iki rock grubumla da çalışmalarıma devam ediyorum.

Burda da ev ortamında amatörce kaydedilmiş klasik gitar videolarımı izleyebilirsiniz. http://www.myspace.com/olgacmusic

Herkese iyi çalışmalar :)
 
Kayıt: Sep 25, 2004

Bu tarih de foruma üye olan birisi için, çok geç kalmışım. Kısaca bende kendimi tanıtayım istedim.

Haziran 1981 Çorum/Alaca doğumluyum. Lise dönemine kadar hep Çorum merkezde ikamet ettim ve büyüdüm. Ortaokul dönemi sevgili amcamın, elime Bon Jovi-New Jersey kaseti vermesiyle sonrasında da Richie Sambora'ya büyüyen ilgimle gitar çalmaya başladım. Fakat o dönem Alaca'da yaşayan insanların bütün çoğunluğunda hep Amerikan rüyası hakimdi New Jersey'e gidip oralada benzinliklerde pompacılık yapıp sonra, benzinlik sahibi olmaları gibi hikayeler dinlerdik, belki de bu yüzden New Jersey Albümü beni çok etkilemişti. Ben hiç Amerikan rüyası görmeden Üniversiteye başladım ve tabuları bir şekilde yıktım da diyebilirim.

Üniversite dönemi, çeşitli etniklerde yarı faal olarak gitar çaldım derken o dönemi de kapattım şimdilerde kendi odamda kalan boş vakitlerimde kendi çapımda bir şeyler çalıp kayıt etmeyle çalışan birisiyim.

Bir Holding'e bağlı Üretim tesisinde ERP/MRP programları için yazılım geliştirme uzmanlığı yapıyorum.
 
Foruma pek uzun olmasada, uzun bir süredir üyeyim. Heralde forumun en küçük üyelerinden olabilirim. :D

İsmim Samet, Ocak 1993, Adana doğumluyum. Antalya'da yaşıyorum.. Şuan lise2. sınıftayım, kendi çabalarımla rap yapmaya çalışıyorum. çeşitli organizsayon parti ve konserlere çıkıyorum. Kayıtlarımı evimde demo olarak alıp internet'e veriyorum. Şu ana kadar ''Duygularımın Senfonisi'' diye bir mixtape albüm yayınladım.

Son olarakta bu forumu seviyorum. :D
 
Eeeeee... Baktım kaçacak yer yok, sıra bana gelecek, yeraltından çıkayım dedim bende :D Adım Arif. Soyadımla, genellikle beni tanımayanlar ilgilenir, o da Adalı. Yaş 32. Yani sadece üç yıl kaldı C. S. Tarancı'nın şiirindeki manayı anlamaya.

Mersin/Erdemli doğumluyum. Müzikle olan tanışıklığıma klasik, bütün bağlamacılar gibi gireceğim, çünkü başka versiyonunu görmedim pek.
Üç yaşında hatta belki dahada erken, babam bir düğünde hatır icabı çalarken gördüm bağlamayı; ki oda elektro saz idi. Babam askeri cezaevinde gardiyanmış, ordan öğrenmiş bağlama çalmayı; bir mahkumdan. ( belki yakında babamda üye olur müziktek'e :D )

Sonrası herkesin bildiği süpürge tarak hikayesi.

Okulda sesim çok beğenilirdi ayrıca. Ergenlikle beraber sesim karga bağırtısı - sıpa anırması karışımı birşey oldu. Sonra birde sigaraya başlayınca artık şarkı okuyamaz oldum ve bu müziğe dönük enerjimi bağlamaya yönlendirdim.
19 yaşıma kadar kendi çabamla ve babamdan bildiklerimle birşeyler yapmaya çalıştım. Olmadı bir kursa gittim. 2004 yılına kadar özel bir kültür merkezinde düzenli-düzensiz müzik dersleri gördüm.

Belirli bir süre sonra bir amatör grupta çalmaya başladım. Sonra bir grup daha, bir grup daha derken bu işten para kazanmaya başladım; düğünlere gittim.

Son olarak 2005'te kendimizce, sağlam ideallerli olan bir grup kurduk. Bu arada bağlama çalıyordum fakat grup çalışmalarındada klavye ile aranje yapmaya başladım zorunlu olarak. Bağlamayla yapamıyordum çünkü istediklerimi. Hiç bir zaman icra edebileceğime inanmadığım Chopen ve Lizt şarkılarını sürekli dinliyordum zaten.

2006 Yılından beri nacizane bir şekilde klavye çalıyorum. Aslında klavyenin pianosu %90.

Az biraz kayıt işlerinden anlarım. İki kısa filmde ve birkaç tiyatro oyununda müzikler yaptım.

Bir dönem, gönüllülük temeline dayalı, çocuk korosu ile uğraştım.

Hala son kurduğumuz gruptayım. Bağlama yok artık, klavye var. Grubumla çeşitli festival veya özel günlerde sahne alıyoruz. Yılda 4-5 kez. Bugüne kadar üç şarkımızın kaydını aldık stüdyoda. Bakalım artık,yavaş yavaş albüme doğru gideceğiz.
Şimdilik bu kadar. Kendi kuyruğuyla oynayan bir kedi gibi eğlenip gidiyoruz işte.

(Sahibinin isteği üzerine gerekli gördüğüm yerlerde enter tuşuna bastım.) S.
 
Paragraf kuralı taş-tahta baskı kalıplarının sınırlı büyüklükte olduğu zamanlarda bir zorunluluktan çıkmıştır:

bir kalıba yazılan yazıların anlamlı bir bütün oluşturması kuralı getirilmiş. Başka bir konuya geçildiğinde başka kalıp kullanılması istenmiş. Ki, kalıpların sırası olur da karışırsa, her kalıbın içindeki cümleler kendi içinde anlamlı bir bütün meydana getirsin, başka konu araya girmesin, bu şekilde yazıda dam üstünde saksağan bir ifadeler silsilesi olmasın diye.

Şimdi tabi baskı kalıbı falan yok ama aynı ihtiyaç yine var. Copy-paste yapıyorsun, koca bir blok yazının içinden birkaç cümleyi kopyalayıp başka bir yere yapıştırınca, al sana cümle düşüklüğü, alakasız ifadeler, dam üstünde saksağan.

Halbuki paragraf paragraf yazsan, kopyalayıp başka bir yere taşıdığın zaman bir bozukluk olmaz. Hayatını anlatırken hangi sıraya göre anlatacağın senin keyfine kalmış olduğu için, paragrafların sırasının değişmesi yazımını bozmaz.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst