[Eski] Tanışmak İçin-Kimiz Biz?

Bu başlık 2011 ve öncesi açılmış Müziktek Forumu başlıklarından biridir

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
mehmet cengiz taşkın; 11 haziran 1984 muğla

6 yaşımdan beri ısrarla isteyip (kayahan tv'de çok çıkıyordu o sıralar, ondan belki de) 11 yaşımda alabildim ilk gitarımı. babam ve annemin çok güzel bir sürprizi olarak. ama ondan önce ablamın evdeki gitarını tıngırdatıyordum baya zaten. ama ablam sağlak, ben solağım. bu yüzden bizimkilere masraf çıkarttım. 14 yaşımda, eve gelip delireceğim artık, elektro gitar istiyorum diyerek ağladığımda da apar topar elektro gitarım alındı. hep çaldım, albümleri teybe koyup üzerlerine, arkadaşlarıma yazdığım akor kalıplarını çaldırıp onların üstüne falan. artık çok az gitar çalıyorum ama çok fazla müzik düşünüyorum. gitardaki eskiye göre neredeyse bütün teknik hakimiyetimi kaybetmiş olmamın yanında doğaçlamada bir arpa boyu ileri gittim. memnunum.

muğla anadolu ve fen liselerini bitirdikten sonra ankara ünv eczacılık fakültesini kazandım. :( sevemedim okulu. üniversitenin Bach korosunda bas olarak koristlik yapmaya başladım. 3 yıl oldu. mustang motoru olarak tabir görmüş sesim yorulmaya başladı. hadi hayırlısı.

hep kendi kendimi geliştirdim, akademik veya bir usta ile birebir eğitimim olmadı. (ablamın öğrettiği akorlar hariç.)

müziği ve onu yapmam için verilmiş sihirli değneğimi yani gitarımı ( adı hokus pokus) seviyorum.

müzikte kendimin en iyisi olabilmek dışında en ufak iddiam yok. olmasın da...
 
Evren' Alıntı:
Eşrefpaşa Devlet Hastanesinde 8 doktordan oluşan bir heyet tarafından güç bela dünyaya getirilmisim.

Sunu gorunce aklima geldi de soyleyeyim dedim.

Ben 10 ayda dogdum.

Nedenleri ve sonuclari tartisma konusudur.

Onur
 
Ben de 10 ayligim. Rahat gelmis, takilmisim, bir de 4 kilo 700 gram mi ne dogmusum. Okuz gibiymisim dogdugumda. Beni dogurtan Prof.Dr. Cebbar Hulagu adli bir adamdi, 90'li yillarda sizofren kizi tarafindan baltayla parcalara ayrildi...
 
Nurkan,

Daha gecenlerde bahsediyordum yaz adami oldugumdan. Hele buradaki kisi hic sevmiyorum. Hersey buz tutuyor ve birkac ay tek gordugun sey buz. yuksek nem orani ve igrenc bir soguk. Aylarca kapali kaliyorsun bir nevi. Emirgan korusu gibi bir yerde buyumus adami da kudurtuyor bu haliyle...

Hatta soyle bir resim de ekliyeyim tam olsun...

mtl.jpg
 
Objektifi yukarıya doğru tutsana ajan :wink:

Kanada gökyüzü görelim, kafesi yerine :)

Ben de 7.5 aylıkmışım bu arada. Hastahanede hemşire bana "bedava bebek" dermiş. :)
 
Yahu..bu kar bize nezaman gelecek... :? Ocak ayında hava 21 derece.... hayret .. Bu yüzden benim baş ağrılarım işte... kışın kar yağmadı mı ben iyi olmuyorum..
8)
 
Tonguc sizin oralarda pek hirsizlik olaylari nüksetmiyor galiba dikkat ettimde tüm camlar demirsiz :) burada (istanbulda) böyle yasamak hayati sansa birakmak demek bu zamanda. Hos demir, köpek, alarm hicbiri fayda etmiyor ama yinede birnevi güvende hissetme duygusu :)
 
Burcu Tatlıses..(hayır o soruyu aklınızdan bile geçirmeyin..öyle bişi yok)..06.06.1978 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi..öyle tombul,çirkin bir bebekti işte..farkedilir hiçbir özel yeteneği yoktu..6 yaşını doldurmadan okula başladı,birinci sınıfta sınıfın ilk kırmızı kurdelesini o taktı..ve yine ilk kez o yıl sınıfındaki o sarışın çocuğa aşık oldu..ortaokul, lise genel olarak sıradan ama bol aşklı geçti..lisenin son yıllarında gitti bir tiyatro okuluna kaydoldu,yolda yürürken yere değil dümdüz karşıya bakmayı,kimseden utanmadan,çekinmeden konuşmayı,kendini ve kendi gibi olabilmeyi öğrendi..bütün tiyatro eğitmenlerine aşık oldu ve biri için ilk şiirini yazdı.."ben oyuncu olmak istiyorum" derken istemeden i.t.ü. gıda mühendisliği bölümüne girdi...biran önce mezun olup kurtulabilmek için bir çırpıda okudu hemen mezun oldu,bu süreçte bir kez daha ve çok deli aşık oldu...okul bitti,kendini bir süre iş hayatına kaptırdı...birgün internette gördüğü "vokal aranıyor" ilanına cevap yazmasının hayatını değiştireceğini asla tahmin edemezdi..üstelik hayatında daha önce hiç profesyonel şarkı söylememişti,evet iyi şarkı söylediğini düşünürdü ama bu düşüncesi asla kimse tarafından desteklenmemişti,hatta çocukluğunda eline fırça alıp ayna karşısında şarkı söylemişliği de yoktu..tüm bunlara rağmen ondaki ışığı(!) gören onno süzme back vokali olarak onu seçti...ilk kez mikrofonun nasıl tutulacağını öğrendi,ilk kez kendi sesini mikrofondan duydu ve napıyorum ben dedi,ilk kez bir orkestrayla çalıştı,ilk kez kınalıadada sahnede "elbette" şarkısını söyledi..ilk kez kendisi için duyduğu alkışları asla unutmayacak..."ben şarkı söylemek istiyorum" derken febyo taşel'le tanıştı..."ben aslında biraz şiir de yazıyorum" dedi febyoya,"al işte beste yaz bakalım" dedi febyo...alagül'ü yazdı o gün...nasıl olduğunu anlayamadan...sanki yıllardır bildiği,tanıdığı sözler kaleminden döküldü..."yanar yanar yanmaya yanmış gönül...."..ve funda arar okudu alagül'ü, herkes bildi,tanıdı sözlerini...zerda-taş duvarlar'ı yazdı sonra,sonra funda arar şarkıları yine bol bol...bir istanbul masalı ardından...yazarken söyleyebilmeyi de daha iyi öğrendi...şarkı söyledi,söyledi..hala söylüyor...çok yakında kendi şarkılarını kendisi söyleyecek...Birini dinlemek isterseniz:

http://www.muziktek.net/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4292

sadece yaşadıklarını yazmıyor,zaman zaman kurguladığı öykülere dair yazıyor ve sonra mutlaka yazdıklarını yaşıyor...kötü kehanetler gibi...o yüzden bazen yazmamayı düşündüğü zamanlar olsa da...başka seçeneği yok...!:)
 
Bonder,

Avatar ini cok antipatik buluyorum.
Ne istersen koy tabi...
Ama bana asiri antipatik geliyor.

Soylemeden edemedim.
 
1984'ün ekim ayında dünyaya geldim. Kayıtlarda Trabzon/of yazmasına rağmen aslında gözümü açtığım yer haydarpaşa numunedir. Müzikle uğraşan insanların %90'ında olduğu gibi bende okuma yazmamı ilkokul sıralarına oturmadan ilerlettim.Uzun zamandır Kadıköy- acıbadem arasında çeşitli yerlerde ikamet etsemde çocukluğum Maltepede geçti.
Ortaokul yıllarıma kadar inşaatçı/armatör karadenizli bir sülalenin çocuğu gibi büyüdüm. Öyleki başarılı notlar, oturup kalkmasını bilmem ve biraz göbekli oluşum üzerime planlar kurulmasına bile sebeb oldu.
Girişimcilik ruhumda o zamanlarda yerleşmeye başlamıştı. çok şey aldım sattım(pazarda limondan , 2.el oyuncaklara kadar) çok da biriktirdiğim harçlıkları batırdım. O yıllarda müzikle olan ilişkim 8 yıl boyunca aynı sıraya .ıçımızı koyduğumuz bir süredir pek görüşemediğim sevgili dostum apo nun(abdullah öztürk) yanık sesiyle çığırdığı türkülerdi.
Daha sonraları derecede mezun olduğum okulumdan 5 yıl sürecek ve hayatımı değiştirecek haydarpaşa anadolu lisesine giriş yaptım.
Daha ilk senemdeki yalnış dostluklar yalnış alışkanlılara yol açtı. Elime bas gitarı almamda bu vesileyle oldu. Çok vakit kaybetmeden hayatımdaki yalnışlıkları düzelttim, Bas gitarı bırakıp davula transfer oldum, herkesin bir dönem yaşadığı "bu gençliğin hali ne olacak" sıkıntısı biraz daha sancılı yaşadım ve bir süre çeşitli gençlik grupları, derneklerde boy gösterdim.Ama bu oluşumların hiçbirinin beni ifade etmediğini ve çeşitli amaçlara yönelik olduğunu farketmem biraz zaman aldı.
Yine bu yıllarda çapları gittikçe büyüyen bolca ticari denemelerim oldu.
Genellikle kitap işi yapmama rağmen süreç içeresinde: cd, t-shirt,yılbaşı için maytap,amatör dergi(ler) , sahte karne vs. birçok konuda deneyim ve kar sahibi oldum.
Müziğimin gelişmesiyle beraber yaptığım işlerin niteliği de değişti. Koca okul tarihinin en profesyonel ses ve ışıklı konserini organize ettim, 800 biletliye izlettirdim. Başka okullarda arkadaşlarımın konserlerine organizasyonunu yaptım yada yardımcı oldum. Barış Manço kültür merkezini keşfettim, işleri oraya taşımaya başladım derken bir kıza gönlümüzü kaptırdık( elimizi kaptırdık kolumuzu alamadık.) Hayatmındaki en yalnış zamanlamalardan biri herhalde bu olaydır. Bütün tempomu kaybettirdi bana.
Öss sınavından gayet yeterli bir puan çıkarmama rağmen tercih yapmadım, ama o yıl itü konservatuarı da kazanamadım. Hayal kırıklıkları ve kendi geçimimi kendim sağlama alışkanlıkları beni üsküdar da bir özel kuruluşta sigorta satmaya yönellti. Ciddi satış başarısı sağlayamadım ama adamların pazarlama anlayışlarına yenilik kazandırmam reklam konusundaki denemelerim kendimi bilgi-işlem koltuğunda oturup genel müdürle şirketin geleceğini tartışırken bulmamı sağladı. 8 ayda hayal edemeyeceğim noktaya gelmeme rağmen gitgide müzikten uzaklaşmam yaşadığım özel bir sorunla birleşince şirketten ayrılma durumunda kaldım.
Ufak bir stüdyo macerası yaşadım (ticari amaçlı değildi) ortakla anlaşamadım ve dağıttık.
Bu süre içerisinde kendimi bireysel olarak satış ve pazarlama teknikleri konusunda geliştirmeye başladım.
Sayısız kursa girip çıktım, en uzun soluklusu Recep Akdeniz ve Selami Sevinç den aldığım davul dersleri oldu. Yine bu dönemde tiyatroya merak saldım ama öylece kaldı.
Davulun dışında bas ve tulum gibi farklı enstrumanlara çalışmaya başladım.İki arada bir derede başarısız bir piyano tecrübem olmadı değil. Kayıt tekniklerine ve teknolojisine merak salmam da bu vesileyle oldu.
Girdiğim ikinci öss sınavı ilkinin aksine bu kez facia ile sonuçlanınca kendimi tamamiyle müziğe verdim.
Çok uzatmayayım şu anda bir okulda music business uzmanlığı seçmiş olmakla birlikte analog ve dijital teoriyle ilgili de birçok dersin mevcut olduğu kocaman bir müfredatın içinde gelişmeye çalışmaktayım.Yine aynı okulda prodüksiyon dersleride almaktayım. Bu okulu tamamladıktan sonra seçtiğim alanda yurtdışında uzmanlaşmak gibi bir düşüncem var.
Yığınla gerçekleşmeyi bekleyen projelerim var. Birde askerlik problemim var.

Sonuç olarak henüz yolun başındayım ve yolun başında olan birisi için bakıyorumda hayli yer işgal etmiş durumdayım :)
Sevgilerle.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst