Levent_Uslu' Alıntı:Mahcem ben bu cümleni kaçırmışım.
Türk Sanat Müziğindeki koro vokalleri de aslında köken olarak fetih öncesi Bizans kilise müziğine dayandığı bilgisini nasıl edindin.
15. yy yada 16. yy ' daki Sanat müziği koro vokallerinden mi söz ediyorsun. Bununla ilgili kaynak gösterebilirmisin çok ilginç bir saptlama. Bunu araştırmak isterim.
Bununla ilgili bazı kitaplar okumuştum ama şu an isimleri aklımda değil, biraz zaman ver bir arama yapayım. Çok uzun zaman oldu okuyalı ve aklımdaki bilgiler farklı farklı yerlerde okunan bilgilerin bir özümsemesi, tek bir kaynaktan alıntı değil. Bu da neyi nereden okuduğumu hatırlamamı zorlaştırıyor.
Türk Sanat Müziği aslında Istanbul'un fethi ile saraya girmiş bir müzik. Zira fetih ile beraber Osmanlı Sultanı aynı zamanda Doğu Roma İmparatoru da oluyor, dolayısı ile önceden Doğu Roma vatandaşı olanlar bu sefer kendi tebası oluyor. Aynı korumaya alınıyor.
Ayrıca o dönemde Doğu Roma İmparatorluğu'nun Osmanlı'ya askeri ve ekonomik olarak teslim olmakla beraber kültürel olarak da teslim olduğunu düşünmek yanlış olur. Orada çok ciddi bir kültür var o zamana kadar. Dolayısı ile siyasi olarak Osmanlı gücünden etkilenirken onun karşılığında da kültürel olarak geri Osmanlı'yı etkiliyorlar tabii, zira kabul etmek lazım Osmanlı'nın o döneme kadarki kültürel gücü askeri ve siyasi gücü kadar kuvvetli değil. Bu Orta Asya kökenli akımlara özgü bir zayıflık. Moğollar da mesela Batıya doğru gelip işgal ettiklerinde sadece askeri teslimiyet aramışlardır, kültürel olarak yerel halkı asimile edebilecek bir yoğunluk ve derinlik gösterememişlerdir. Türklerin o noktada başarmasının benim görebildiğim bir nedeni fethettikleri yerdeki kültürü yoketmeden sadece etiketini "Türk Kültürü" olarak değiştirip kullanmaya devam etmeleri. Yoksa Aydın havası ile Karadeniz havası arasındaki his farkını izah edebilmen mümkün değil. Bambaşka iki his. İkisi de Türk. Bir şekilde hem Türkleşmiş, hem de kendi havasını muhafaza edebilmiş (Ne Mutlu Türküm Diyene'nin ardında yatan hikmet
Türk Halk Müziği de o yüzden armonik açılardan ilkeldir. Genelde ya ha bire bam telinin vurduğu nota etrafında dolanan tek sazlı ozan şarkıları, ya da renkli ritimler üzerine basit cümleli tekrarlı dans müziği. Armoniden ziyade melodi ve ritme dayalı müzikler.
Türk Sanat Müziği'nin de pek avam halka yayılamayıp yukarılarda belli bir zümrenin eğlencesi olarak kalmasının sebebi de o tabii. Zira Istanbul dışında sarayla bağlantılı olmayan müslüman avam tebayla pek işi olmayan bir müzik. Zaten Halk Müziği'nde öyle bir koro geleneği yok. Koral hale sokulacak ne melodi var, ne yürüyüş var. Sonradan zamanla osmoz ile bir takım harmanlara varılıyor tabii, özellikle Anadolu müzikleri işin içine girdiğinde -ki orada da Orta Asya Türk Müziği'nden ziyade, az önce belirttiğim gibi zaman içerisinde Türkleşmiş Anadolu Müzikleri söz konusu. Neyse, köken olarak benim bildiğim bu.
Şu kitap isimlerini bir hatırlayayım, yazarım.
M.