Bence, öncelikle "
iyi zil"i ve "
en iyi"yi tanımlamak gerekir. Kısa süre önce
A Custom gibi nispeten solid tonlara sahip ziller "benim için" iyi iken, bugün
HHXTreme tonlarını daha kabul edilebilir buluyorum. Ama o karanlık kapalı tonları artık seviyor olmama rağmen hâlâ yerli üretim zillerimizin tonlarını sevemedim. "Fazla" olan bir şeyler var formülünde sanki...
Birkaç arkadaşla hemfikirim ben. Türk zilleri caz müzikte çok tutulabiliyor gerçekten.
Jeff Hamilton'dan tutun da bazı saygın uluslararası caz festivallerinde, sahnede Bosphorus gibi zillerimizi görmek sevindirici tabi ki ama peki başka?
Lisedeyken baba çok sevineceğimi düşünerek bir 16"
İstanbul Crash hediye etmişti bana ("
aah ah ne babalar var" demeyin - ilk ve son oldu!). Sesi kötü değildi ama kulağımdaki zil sesi ile örtüşmüyordu. Tabi ki örtüşmeyebilir, o model, o inch yanlıştı belki. Ama hep beraberinde gelen yanlış tınılar alıyordum ve bugün bile alıyorum o hoşuma gitmeyen tınıları pek çok yerli üretim zillerimizden.
Fakat
Amedia ve
Grandmaster zillerimizin bazı modellerinin beni şaşırttığını söylemeliyim. Ama buna rağmen, pek çoğumuzun da bildiği gibi, el çekiçlemesi diye diye hiç bir zaman adam gibi bir standart oturtamadık.
Bakın fizik kuralları gereği hiç bir madde eşiyle aynı değildir, olamaz. Bu kural gereği dünyanın en iyi firmasının eş zilleri arasında da fark vardır. Ama yapanlar bu farkı en aza indirmiş durumdadır. Ben, Ankara Zuhal Müzik'ten, yanyana koyup beğenmediğimi elemek suretiyle 25-30 ayrı
Grandmaster 14" MiniChina arasından beğendiğimi seçtim. Aslında "
evet bunu beğendim" demedim, "
ah işte bu!" diyerek seçtim. Ama o en iyisiydi ve oldukça kötüleri de vardı!... Bu kadar fark olmamalı, bu kadar mid-frekans farkı olmamalı zillerde. Bence bu noktada, sanırım fabrikasyon ve kimyasal olarak daha çok ar-ge'ye ihtiyacımız var...
Diğer bir konu da el çekiçlemesi yapmayan firmaların "kötü" sınıfa konulması. "
Zildjian tamamıyla makina üretimi yapıyor" diye bir şey yok arkadaşlar, web-sitesinde bile yazmıyor, yok ki böyle birşey. Özellikle
K Custom gibi modellerde halen el işçiliği kullanılıyor. El çekiçlemesi sarsılmaz bir gelenek; bırakmazlar bu tekniği. Ancak, tamamıyla makina üretimi ve çekiçlemesinin üzerine, lezzetini artırmak ve monotonluğunu kırmak için el çekiçlemesiyle takviye ederler en fazla ama el işçiliğini komple bırakacak cesarette olduklarını sanmıyorum ki zillerinin üzerinde hâlâ rastlansal nokta ve yönlerde çekiç darbeleri bulunmaktadır...
Norton' Alıntı:
...şu kanıya vardım:Türkiye'ye fabrikasyon zil üretilme zamanı gelmiş.Hem zil şirketleri büyüme yoluna giderler,ihracat hacmine katkıda bulunurlar,hem daha çok istihdam olur hem de sert tuşeli davulcular için makine yapımı ziller üretmiş oluruz...
Bu fikre katılıyorum. Çoğu genç davulcularımız aldıkları isabetsiz modeldeki zilleri kırıyorlar istemeden. Modelde, incelik ve renk olarak bir standart olmayınca istediği tona ulaşabilmek için yanlış kullanım sebebiyle zile zarar verebiliyorlar. Cd'lerden dinledikleri sert rock tonlarına uygun pek bir model yok bence.
Alchemy gibi modeller gözde şu aralar ama bence onlar da sert rock tınısını karşılar düzeyde değil. Bence herşey çekiçli zil değil. Başka amaçlara yönelik fabrikasyon -ama kalitesiz değil- ziller de üretilmeli.
Artı artık şu kimya üzerinde daha fazla çalışılmalı. Bir zilin
overtone'u olduğu, o istenmeyen frekansların da istenilirse kontrol edilebileceği farkedilmeli ve az önce dediğim gibi ar-ge çalışmalarıyla daha leziz ziller üretilebilmeli. Bu gelenekselcilik bir yere kadar...
...diye düşünüyorum...