Bahsettiğin albümleri dinlemedim, malesef bir yorumum yok.
Konu çok detaylı ve yanlış anlaşılmalara sebep verecek türden. Bu sebeple bir açmaza sardırıp boşuna yorulacağımızdan endişe ediyorum.
Bununla birlikte devam edeyim:
Malum, bir piyanonun "edit" tuşu yoktur. Usta bir icracı tuşesi, artikülasyonu, çaldığı müzikte icap eden tavır hakkındaki bilgisi ve virtüözitesini konuşturarak standart bir piyanodan kendi sound'unu çıkartır.
Bu piyanonun sound'unun kayıttan sonra ağır biçimde editlenerek (filtre morph vb. vb.) "the sound" haline getirilmesi, müziği artık o piyanistin insiyatifinden çıkartır. Sonuç, artık piyanistin icrası değil, wave editörünün icrasıdır. Piyanist burada, bir synthesizer'daki oscillator durumundadır.
50 metronomda kayıt edilen bir pasajın 150 metronoma hızlandırılıp teybe kaydedilmesi mantığı ile üretilen müzikler beni heyecanlandırmıyor. Ağır cut/paste ve manipülasyonla, kayıt odasında çalınmış müziklerin bambaşka bir hale getirildiği müzikleri kastediyorum.
Bunlar çok başarılı kolajlar ve yaratıcı editler olabilir, ama sonuç, benim tarzım değil. Mouse müziğini sevmeyişim bundan.
Soft synthesizerların hışımımdan nasiplerini almaları ise esasen, realtime controller'ların bu ürünlerde genellikle gözardı edilmelerinden kaynaklanıyor. Leğenden recycle edilmiş gibi görünen berbat ucuz PC keyboardları, 50 gramlık naylon controller slider boardlar, bilgisayar ortamının genel güvenilmezliği ve istikrarsızlığı beni itiyor. Aslında, istikrar her geçen gün artıyor ve gelecek için umut veriyor ama şimdilik benim güvenimi kazanamadı.
Bunlara bir de bu ürünlerin "availability" faktörünü ekleyince, tablo iyice ağırlaşıyor. Örneğin FM-7 şu an müzikle ilgilenen ve bilgisayarı olan 10 kişinin 9 unda bulunuyor olabilir. Her nekadar başarılı olursa olsun, şimdi kalkıp bu FM-7 den son derece özgün, hiç kimselerin duymadığı bir sound üretmenin zorluğunu hesapla...
Ben analog synthlerimin ufak tefek arızalarını ve tuhaflıklarını icramı etkilemedikleri sürece tamir ettirmiyorum. Tamir ettirsem, onlar da herkesteki standart Minimoog, MS20 vb olacak. Oysa tuhaflıklarını değerlendirerek özgün ve şaşırtıcı numaralar çekmek pekala mümkün.
Mouse tan ne kadar uzakta olduğumu şu cümle ile belirteyim: Kayıt ortamım 4 track TEAC A-3440, 8 track Fostex Model 80 ve 2 track Tascam 32 open reel.
Kısıtlamaların çoğu zaman hayal gücü üstünde tahrik edici bir unsur olduğunu düşünüyorum.
Görüşlerim yalnızca benim için doğru olabilir. Ne güzel ki, hepimiz aynı şekilde düşünmüyoruz ve dünyaya farklı renkler, farklı sesler üretebiliyoruz.
Selamlar.