Detaya girmeden.
Işık sistemlerinde dimming işlevini yerine getiren Triac adında bir yarı iletken devre elemanımız vardır. Yani, bir spotu örnek olarak ele alalım. Spot bu devre elemanına seri olarak baglanır ve bu devre elamanını da belirli frekansda tetikleyerek (triggering) spotun üzerinden geçen akımı dolayısı ile de ışık miktarını (dimming) kontrol etmiş oluruz. Bu motor da olabilir.
Maalesef bu devre elemanı switching esnasında çok kötü RF sinyali üretir ve bu sinyal de şebeke voltajı üzerine binerek ses cihazlarımızda cazırtı, cuzurtu, zırıltı olarak kendini gösterir.
Bu RF gürültüyü tasarımda önlemenin yolları vardır ama bunlar ekonomik nedenlerden dolayı ya göz ardı edilir ya da yeterli olmayabilir. Yoksa bu elemanın ürettiği RF kesinlikle yok edilebilir ama cihazın maliyeti de belki dört katına çıkar. Dolayısı ile her kontrol cihazı da RF gürültü açısından aynı performansı göstermez.
Böyle bir durumda akla ilk gelen fazları ayırmak olur. Yani ses ve ışığı ayrı fazlardan beslersin. Ancak ışık sistemlerinin çok güçlü ve yüksek olduğu durumlarda yükü dağıtma açısından maalesef ışık sistemini üç fazdan beslemek zorunda kalırsın ve probleme başka açıdan yaklaşmak zorundasın.
Maalesef elektrik tesisatları yapılırken bu gibi problemler daha işin başında düşünülmüyor. Bunun nedeni ses ve ışık sistemleri konularının özel bilgi gerektirdiği ve bu bilgilerin de her elektrik mühendisinde olmadığı. Genelde yapılan uygulama binanın girişindeki ana panodan diyelim, salonun olduğu yere bir hat çekip oradan da belirli noktalara dağıtmak olur. Bu noktalara da ses ve ışık sistemlerini bağlarsın ve ses siteminde de cazırtıdan geçemezsin.
Işık ve ses sistemini besleyecek olan hatlar kesinlikle daha binanın girişindeki ana panodan salonun olduğu yere ayrı ayrı hatlarda gelmelidir.
Bu hatlar da birbirlerine kesinlikle 20cm den daha yakın bir mesafede olmamalıdır. Yani iki ayrı hattı aynı borunun içinde taşıman problemi çözmez. Burada RF gürültülerden bahsediyoruz, yani yüksek frekans enerji. Frekans yükseldikce gürültü oluşturan sinyal iletkenin yüzeyini kullanacktır ve iki iletken yan yana geldiğinde de birbirlerini etkileyecektir. Eğer bu iki hattın herhangi bir noktada kesişmeleri kaçınılmazsa bu noktada hatların birbirine olan poziyonu 90 derece olmalıdır.
Bu uygulama problemi büyük bir oranda çözecektir. Ancak problemn devam ettiği durumlarda bu sefer konuya daha cerrahi açıdan bakmak gerekir.
Önce ışık cihazının şebekeye yüklediği RF gürültüyü kesme ya da azaltma yoluna gidilir. Burada da ışık sistemini besleyen hattın sisteme bağlantı noktasına LC yani endüktör-kapasitör filtre devresi yerleştirilir. Aynı filtre ses sistemine de uygulanır. Yani ses sitemini besleyen hattın sisteme bağlandığı noktaya yine LC filtre eklenir. Endüktörün üzerinden geçen akımın frekansı arttıkca reaktansı artar ve yüksek frekansdaki sinyalleri bloke eder.
Bundan sonra artık tek tek cihazların bağlandığı prizlerde şebekeye paralel filtre kapasitörleri eklenir.
Bu yukarıda anlattıklarım tesisat seviyesinde alınması gereken önlemler. Maalesef eski tesisat olan yerlerde bu mümkün olmayabilir. Böyle durumda da ses sitemini kesinlikle True On Line UPS ile beslersin. Bu sistemde şebeke sadece UPS'in akülerini şarj etmekte kullanılır (yani DC ye çevrilip bir filtreleme ile de üzerindeki AC gürültü elimine edilir). Ses cihazlarını besleyen AC voltaj da akülerden inverter vasıtası ile üzerinde bir RF gürültü olmaksızın yeniden üretilir .
Tabii bunu sıradan bir elektrikciye yaptırırsın, o da UPS'lerin çıkışındaki kabloların yanına normal şebekeden beslenmiş cihazların kablolarını yerleştirir yine saçını başını yolarsın. :mrgreen: