Uğur Erbaş' ın adını hiç duymadım... Ancak çok başarılı bir kurgu ve animasyon olduğu su götürmez. Emeklerini takdir ettim gerçekten. Bu denli başarılı görsel kurguları yaratabilmeyi çok isterdim. Onca detayın arasında bir şey gözden kaçmış galiba, önemsiz bir detay ama, Dünyanın Kapıları adlı animasyondaki M.Ö 28 Mayıs 585 in ingilzcesi altyazı da verilmemiş. Hadi bu da nazarlığı olsun....
@Mahcem: Dediğin gibi iyi bir seri olur, ama serinin sonu nasıl gelir Allah bilir
...
ps: Rutkay Aziz' in anlaşılması ve havaya sokulması hakkında: Bence gayet iyi anlaşılıyor... ayrıca Rutkay Aziz' i bir seslendirme sırasında psikolojiye sokmaya çalışacak onu havaya sokacak kişinin Rutkay Aziz den bahsedildiğinin farkında olması gerekir. Çok önemli bir tiyatrocudur. Diyalektik ve diyafram donanımına fazlasıyla sahip bir ustadır. Bu açıklamayı da, bir çok kullanıcının anlamayabileceği bazı ingilizce terimleri burada Türkçe' lerini de açıklamadan üstünden geçen Berk ve orada bahsettiği meslek erbabı kişiler için söyledim. Ben, canlandırmış olduğu Atatürk karakterine, kendisinin hiç uymadığını düşünürüm o ayrı konudur. Ama, Güneş Yolu adındaki animasyonu da Rüştü Asyalı seslendirseymiş daha bir güzel olabilirmiş... Keza sesi bana hep 70 li yıllarda kaçırmadan sabah 11.00 ve akşam 17.00 kuşaklarında dinlediğim TRT 1 deki okul radyosu günlerini hatırlatır, duygulanırım. 8)
-----
Likyalıar çok gururlu insanlardı... takdire şayan bir son. İnsanın tüyleri kalkıyor.. Savaşın acı gerçekleri... Hepsine Allah rahmet eylesin.
Ancak...
m.RAZ..sana katılmamk elde değil.
Konu okadar güzel seçilmiş ki..biri bir eleştri yapacak olsa, sanki Likyalılar hedef alınıyor gibi algılanacak. Oysa Likyalılar burada yaşayan bir medeniyetti zaten. Çok şükür ki onları yurtlarından eden medeniyet
Türkler değildi. Günümüzde bile laikliği dinsizlik olarak algılaymaya devam eden batı medeniyetleriydi.
berk demiş ki:
Siz bana gonderin boyle calismalarinizi ben burda her yerde yayinlatirim, TR ye ve boyle kisilere fazla, asiyor, allak bulak oluyor kendilerinden geciyorlar olayi kavrayamiyorlar, tipik ornegi.
Burada guzel guzel seyredilir, festivallere gonderilir, network saglanir, yapanda yorulmaz, seyreden de.
Ne de güzel kapılar açıyorsun sen bizlere öyle sağol eksik olma.
Size orda sağlanırken, olanlar burda oluyor sevgili Berk.
Bu işler TR ye fazla, aşıyor, allak bullak oluyorlar gibi hakaretleri burada yağdırmanıza sessiz kalmayacağım. Bu sebeple, size paranoya gibi gelecek olan düşüncelerimizin sebebini anlatmaya çalışayım.
Burada anlatılmayan asıl senaryo, Bible da adı geçen ' Seven Churches ' in Anadolu toprakları üzerinde oluşu ve tarih içindeki misyoner ataklarının da bu kliseleri yeniden ele geçirmek ve faaliyet göstermelerini sağlamak üzerine kurulu olan plan, ve bu plana bağlı olarak, bu topraklarda yeniden kendi nüfuslarını arttırma yolu ile zamana yayarak, bu toprakları ele geçirmek doğrultusunda hareket edildiği gerçeğidir. 550 yıl önceki bizansı hortlatma çabaları buralarda gayet iyi bilinmektedir. Osmanlı Padişahlarımızın annelerinin yabancı uyruklu oldukları ve bu yolla bize bugün dayatılmaya çalışılan 'aslında bizler doğuştan avrupalıyız, AB liyiz zaten' şeklindeki sokaktaki vatandaşın beyinlerini yıkama sistemlerini ve bunlar gibi daha nice örneğini gayet iyi biliyoruz, hatta bizler bizansın devamıyız diyen vatan hainleri bile çıkabiliyor... Bilmem sizler de biliyor musunuz...
Burada üstü kapalı bir çağrı sezinliyor insan doğal olarak. Ve sizler de farkında olarak ya da olmayarak buna hizmet ediyor olabileceğinizi hiç düşündünüz mü? Size sunulan imkanların ve gerçekleştirmenizi istedikleri ev ödevlerin (homework) içeriğini, sebep sonuç ilişkilerini araştırıyormusunuz oralarda ? Yoksa, sadece fırsatları mı değerlendiriyorsunuz?
Bu bahsettiğim konu yüzyıllardır gerçek olan ve devam eden bir süreçtir. Burada Amerikan karşıtlığı yapmıyoruz. Yaşadığımız topraklara dikilmiş en ufak bir yan bakmaya karşı tetikte olan ama her zaman sesini duyuracağı zamanı bilen bir milletin evladıyız.
Bizanslılar, Likyalılar nasıl aynı savaşları yaptılar sa, başka medeniyetler de kendilerini yaymak için savaşlar istilalar yaptı tarih boyunca.
Ben müslüman olmama rağmen, Arap medeniyetini filan savunmuyorum burada. Ancak onlar da kendi medeniyetlerini yaymak için bir takım savaşlar yaptı.. O istilalardan bana aktarılan, koyu bir arap kültürü değil, saf ve temiz bir müslüman olabilmek öğretisi oldu. Bunun nedemek olduğunu anlayabilmemi de, Mustafa Kemal Atatürk' ü çok iyi anlamış bir aile ve yine kendisinin inanarak kurduğu Laik Türkiye Cumhuriyeti sağladı.
Bize düşen tarihi lanetlemek değil, tarihsel olaylardan ders alıp aynı acıların yaşanmasına engel olabilmektir.
Dengeler binlerce yıl geçmesine rağmen hala tam kurulamamış değil mi.... acı tabi ki.. Ve kimilerine göre 'ne yazık ki' bu toprakların üzerinde yaşayan bir
Türk Toplumuyuz.
Belki de şimdi ki zamanın Likyaılarıyız. 'Utanç verici kazançlar peşinde koşmayan, barış içinde yaşamaya çalışan, sürekli sağdan soldan gelen ataklara karşı savunma halinde olması gereken bir toplum. Özgürlüğüne düşkün bir toplum.'
Ben Uğur beyin bilgi ve deneyimine sahip olsaydım, Yüzüklerin efendisi filimi kalitesinde bir animasyon
altyapısı ile yapacağım ilk iş, sözde insan haklarını ve globalizmi hedef edinmiş ama altında bir çok gizli hedefi olan 'deniz ötesi medeniyetlere' ve de kaybettikleri uygarlıklarının topraklarını geri almak adına kendi dinlerini bahane ederek kendi toplumlarında gizliden bir kamuoyu yaratmaya her fırsatta devam eden batı medeniyetlerine, Mustafa Kemal Atatürk' ü anlatmak olurdu. Bunu yaparken de, duygusal anlatımlarla sömürülere sığınmama gerek olmazdı.
Ve bunu da son dönemde yapılan Çanakkale belgeselleri gibi de yapmazdım.
Ama tabi ki ozaman bana kim sponsor olurdu ki... ya da böyle bir yapımla ödül alabilirmiydim acaba... ?
Çok değil 25 sene önce Türkiye' nin dünya haritasındaki yerini bilmeyen batılı yaşıtlarımız, bu gün bu toprakları geri alabilmek için her yolu denemektedirler.
Denildiği gibi...
'İnsan burada başlar.. İlklerin, Tanrıların ve uygarlıkların yurdudur Anadolu..... Anadolu bir kapıdır, ve dünya kültürünü anlamak için önce bu kapıdan girmek gerekir. ' (!)
-----------------------------
ps: Korsakov' un Hindistanı konu ettiği Sadko operası gibi bir opera yazdığı düşünülürse, bu bestecinin eserinin böyle bir animasyona uygun görülmüş olması da, size göre komplo çığırtkanlığı gibi görünecek olan bu yazımın eksik taşlarından birisini daha tamamlıyor da olabilir. Sayın Williams ile de zaten aynı topraklarda yaşamaktasınız. Ne var ki her ikisi de hayran olduğum ustalardır.
-----------------------------
Dünyanın içinden geçtiği böyle hassas bir dönemde, bu denli paranoyak olmamak elde değil, değil mi?
Şeytan detayda gizlidir. Birileri detayları onu bertaraf edebilmek için kurcalar. Sonra o gider başka bir detaya saklanır. Ve dünya bu şekilde döner. Ama öyle bir gün gelir ki ansızın.... herkes hesap verir.
Genciz, gelecekle doluyuz. Hatalara, deneyimsizliğe, herşeye atlamaya toleransımız olabilir çünkü telafisi mümkün olabilir.
Ama bu toprakların hiç bir hataya toleransı yok. Likyalıların hiç şansı olmadı.
Herkesin gözü üzerimizde. Bunun farkında olamayan, ya da olmak istemeyen kendi kaderini kendi çizer. Farkında olanların kaderi zaten bellidir.
Kolay cevap vermek isteyen kendi teşhisini kendisi zaten koymuş diyebilir. Hatta bunun üzerine de bir başkası çıkıp kişi kendini bilmek gibi irfan olmaz da diyebilir. Ya da bir başka atasözü yakıştırabilir...eğer hala atalarınız olarak kabul ediyorsanız...Ama mahallelerdeki bir çok bakkalımızın bile bildiği bu gerçekler, ortadadır.