İsmini bir Bond karakterinden alan ve acayip reklamları ile ilginç bir giriş yapan bu minik sentezleyici deneme amaçlı elime ulaştı, aşağıda hem biraz bilgi vermek hemde biraz fikirlerimi belirtmek istedim. Eksiklerim ve yanlışlarım varsa tamamlamanız beni memnun edecektir. Kişisel bir şekilde yaptım, bir firma ile bağımsız bir yorumdur.
Waldorf Blofeld
Yapısal Özellikler
Bu ufaklık görünümüne rağmen elime geldiğinde yapımının sağlamlığı beni gerçekten şaşırttı, anlaşılan Almanların aklımıza kazıdığı sağlam endüstriyel urun geleneği halen güçlü bir şekilde devam etmekte. Çelik knob lari ve metal kasası ile tank kadar sağlam ve güzel lastik ayakları ile masamda en ufak bir çizik yapmadan ve yerinden tüm çılgın knob tvistlerime rağmen kıpırdamandan durabildi. Gerçekten Almanlar bu ufacık üründe kalitelerine yapısal aşamada konuşturmuşlar. Gelelim ilginç sayılabilecek arabirimine.
Kullanıcı Arabirimi
Bir adet oldukça büyük ekran, Yedi adet değişik özelliklere atanabilen çelik knob ve bir adet volume kontrol için çelik knob, beş adet de basılabilen düğme bizim sentezleyicimiz ile olan fiziki etkileşimimizi sağlıyor. Bu arabirim yerine, usb üzerinden bağlanılarak görsel bir ara yüz ve farklı kontrolör cihazlar kullanmak da mümkün, bunu ayrı bir şekilde anlatacağım.
İçinde 1000 adet preset olan bu sentezleyicide, play tuşunun üzerindeki knob, temel presetleri gezmek için kullanılıyor. Altındaki play düğmesi ise, içinde kaybolduğunuz menülerin ve seslerin arasından tek tuş ile basarak preset secim menüsüne dönmenizi sağlıyor. Ben bu özelliği sevdim, çünkü gerçekten alt menülerde, ayarlarınızı daha da derin yapabildikçe yapabiliyorsunuz, bu esnada yok filtreyi değiştireyim, yok şuna geçeyim derken, gerçekten exit tadında bir düğmeye dönüşüyor buda benim böyle çok katmanlı menü kullanan cihazlarda aradığım bir özelliktir.
Gelelim sentezleyicinin sağ bölümündeki matris seklinde düzenlenmiş bolüme. Ben normalde knob per function, yani her fonksiyona bir knob seven kullanıcılardanım. Moog Little Phatty ile ilk kez, demek bu is başka sekil dede çözülebiliyormuş dedim. Benim için 80lerin Rolandlari mks ler programlayıcıları olmadan ya da Dave Smith in poly evolver inin rack versiyonu bir kabusa dönüşebiliyor, muhteşem seslerinden değil, hem küçük ve zor okunan ekranları hem de çok katmanlı menüleri yüzünden. Blofeld burada boyutlarına göre gerçekten büyük ekranı, ekrandaki basarili grafik arabirimi ve basit sayılabilecek matris i ile gerçekten sorunsuz diyebilirim. Bu sentezleyicinin in bol knoblu ve klavyeli sürümünün çok daha pahalıya rahatlıkla satılabileceğini tahmin ediyorum. 4 e 4 matris gibi görünen ve tuşları ayarlanan fakat aslında 10 a 4 olan bir programlama matrisi var. Soldaki tuşlarla fonksiyonunuzu seçin, alttaki denk gelen knoblarla modifikasyonunuzu yapın, bu kadar basit. Net ve iyi görsel dönüş ile dediğim gibi sorunsuz. Bu matris sayesinde osilatörlerin dalga şekillerine, semitone offset ine, detune una ve seviyelerine, filtrelerin cutoff, resonans, filtre tipi ve envelope miktarına, 3 lfo dan ikisinin hızına ve sekline, modülasyon matrisine, efekt mix ve arpeggiator una anında ulaşmak mümkün, bunlar için menülerden alt menülere filan geçmeye gerek yok, yandaki 4 tuştan birine basarak tüm bunlara ulaşabiliyorsunuz.
Sentezleme Motoru (Synth Engine) direk çeviri diye buna derim
İşte önemli kısım burada başlıyor, burada yazdıklarımın, Türkiye fiyatı 450euro olan bir ürüne ait olması gerçekten beni şaşırttı. Bu sentezleyicinin 3 adet osilatörü var, klasik olarak sine, triangle, sawtooth ve pulse width dalga formlarının modellemeleri burada mevcut, ama beni benden alan ilk iki osilatörün Waldorfun meşhur wavetable larına sahip olması. Burada Waldorf iyiden iyiye ileriye giderek sadece Q ve Micro Q nun değil, sytnh-freak olarak bildiğimiz benim gibi ilginç toplum bireylerinin hayallerinden olan Waldorf PPG Wave inde tüm wavetable rom larını ve hatta Wave ve Microwave II ve XT ninde tüm rom larını koymuş !!! Bu arada şunu da ekleyeceğim ama bu minicik alet PPG dende ileriye giderek, en azından bu noktada, her osilatörüne kendi wavetable ına sahip olma imkanlarını da getirerek, olabilecek ses imkânlarını sonsuza yaklaştırmış. Wavetable kısmında birde brilliance kontrol koymuşlar, bu da sesteki harmonik yapı ile oynuyor, özellikle inanılmaz derin ve sağlam bas tonlarda, bas ve pad ler elde ettim. Bu arada osilatörler sync edilebiliyor, birbirini modulate edebiliyor, ring modulation yapılabiliyor, başka yerlerden modulate olabiliyor, önceden bahsettiğim modulation matrix burada da hizmetimizde yani.
Fitleler e gelirsek, aynı seçenek zenginliği devam ediyor.12/24 Low pass, 12/24 High Pass, 12/24 Notch ve Comb ve bu filtrelerin karakteri gerçekten farklı. Bu benim gibi düşünenler için iyi, elimin altında bir Moog var, o filtre karakterine sahibim, virüs de Moog a benzer (niyet olarak), Korg MS serisi zaten malum, Nord un alışamadığım filtreleri filan derken birde bu Waldorf eklendi. Bir sıralama yapmam gerekirse başa Korg MS in ikinci sıraya Moog un, üçüncü sıraya da Waldorf unkileri koyarım. Filtrelerin ayrıca çok geniş saturation, overdrive seçenekleri de mevcut yine aynı modülasyon durumu var. Filtreleri sesleri şekillendirmek için oldukça derin. Karakterlerinden öte olarak, nokta atış yapılabiliyor. Yani birinci filtre ile ikinci filtreyi seri yaptığınızda, birinci filtrenin çıkışından belirli timbre ı verip, ikinci fitle ile bu timbre ı daha öne çıkarıp ya da daha geriye gömmek mümkün, bunları lfo ile modüle edip, değişken ses karakterleri yaratmak mümkün. Zaten wavetable lardan girip, üzerine bu filtreleri işleyip elde ettiğiniz sesler, tek notaya bas hayal âlemlerine dal şeklinde.
Gelelim envelope bölümüne. 4 adet Envelope her parametreye uygulanabiliyor. Bildiğimiz standart ADSR zaten mevcut, bundan ileri olarak ya da farklı olarak diyelim, benim alışık olmadığım ama bayağı eğlendiğim, çift decay ve sustain olayı, loop envelope (bu bayağı lfo olmuş oluyor bence) ve one-shot (bu da perküsif sesler için tasarlanmış) envelope olayı var. Bunları alışık olmasam da, ekranda hepsini görsel olarak görebildiğim için algılamam ve kullanmam hiç zor olmadı.
Lfo lar dada aynı çılgınlık devam etmekte, yine sine, triangle, square, saw, çeşitli dalga formları, sample and hold ve random seçenekleri var. Lfo lar sorunsuz bir şekilde midi ile senkronize oluyor. Bu arada şunu söyleyeyim Lfo lar gerçekten çok hızlı olabiliyor ve o bildiğimiz FM vari seslerin çıktığı lfo hızlarına, diğer sentezleyicilere oranlı olarak daha çabuk ulaşıyor ve buradan sonra ilginç FM tonları elde edilebiliyor. Burada speed kısmında ya da rate diye de bildiğimiz knob da elin gerçekten hassas olması gerekiyor.
İnanılmaz bir modülasyon kapasitesi var, bunu nasıl anlatsam bilemiyorum, sanırım en kısa burayı geçmem gerekecek, modülatörler her şeye yönlendirilebiliyor, modülatörler, diğer modülatörlere ve hatta kendilerine bile yönlendirilebiliyorlar. Gerçekten burada yok pulse width e yönlendiriyor mu, pitch e yönleniyor mu diye sormanın sonu yok ve benim denediğim ve gördüğüm kadarı ile hepsinin cevabı evet mümkün.
Arpeggiator de unutulmamış, ama bence bu Arpeggiator dan çok bir çeşit onboard pattern sequencer, tarz olarak NI Fm8 e benziyor, kullanımı kolay (ekrandaki görseller sağ olsun) fazla söze gerek yok, bir Arpeggiator un yapması gereken her şeyi yapıyor, hatta eski sequencer lardan bile daha komplike işleri yapıyor diyebilirim.
Sonuç
Ben bu sentezleyiciyi eğer fiyatına ve sınıfına göre değerlendirirsem, beni Waldorf için çalışıyorum sanabilirsiniz. Kesinlikle çok daha üst sınıf sentezleyicilerle rakip olacak bir ürün. Yalnız bana mı öyle geldi bilemiyorum ama bu safkan bir sentezleyici. Yani alayımda hem piyano sesi hem de Moog sesi alayım, birde supersaw pad versin filan gibi bir alet değil. Bu başına oturup akla hayale sığmayan, hiç duymadığınız sesleri sentezleyeceğiniz bir alet. İşin acayip yanı bir dizüstü bilgisayarın 3te 1 i büyüklüğünde bunca işi kıvırabiliyor olması. Tüm bu işleri yapıyor, tüm bu kapasiteye sahip, bu kadar mı derseniz, işin başka bir yönü doğuyor tabi. Seslerin kişisel bir kavram olan güzel olması kavramı, bence Moog un sesi daha güzel(tekrar ediyorum kişisel görüşüm) ama bu kapasitede iş yapmak için duvar kadar bir modüler lazım ki yine wavetable olmayacak. E gidip bir PPG alacaksanız onunda fiyatı 20 Blofeld kadar. Benim açımdan bu değişik bir ses paleti sunan bir ürün ve bu fiyata gerçekten her sentezleyici meraklısı insanın evine bir tane koyması gereken bir alet olduğunu düşünüyorum.
Hiç mi olumsuz ya da eksik yönü yok derseniz, birkaç aklıma gelen konu var. Midi çıkış için tek yol usb. Görsel feedback ve ekran olarak daha iyi olsa da, alt menüden alt menüye gitme işi bazen insanı sıkabiliyor. Ses çıkışı sayısı bu kapasitede bir multipart/multitimbral için bence az. Equalising olayı mevcut değil. Amp envelope attack sonuna kadar kısılınca aletten klikleme sesleri gelmeye başlıyor, release de tersi şekilde, bunları en sonda ve en başta bırakmamak lazım.
Yakın zaman içinde çektiğim fotoğraf ve yapacağım ses örneklerinide sizinle buradan paylaşacağım.
Waldorf Blofeld
Yapısal Özellikler
Bu ufaklık görünümüne rağmen elime geldiğinde yapımının sağlamlığı beni gerçekten şaşırttı, anlaşılan Almanların aklımıza kazıdığı sağlam endüstriyel urun geleneği halen güçlü bir şekilde devam etmekte. Çelik knob lari ve metal kasası ile tank kadar sağlam ve güzel lastik ayakları ile masamda en ufak bir çizik yapmadan ve yerinden tüm çılgın knob tvistlerime rağmen kıpırdamandan durabildi. Gerçekten Almanlar bu ufacık üründe kalitelerine yapısal aşamada konuşturmuşlar. Gelelim ilginç sayılabilecek arabirimine.
Kullanıcı Arabirimi
Bir adet oldukça büyük ekran, Yedi adet değişik özelliklere atanabilen çelik knob ve bir adet volume kontrol için çelik knob, beş adet de basılabilen düğme bizim sentezleyicimiz ile olan fiziki etkileşimimizi sağlıyor. Bu arabirim yerine, usb üzerinden bağlanılarak görsel bir ara yüz ve farklı kontrolör cihazlar kullanmak da mümkün, bunu ayrı bir şekilde anlatacağım.
İçinde 1000 adet preset olan bu sentezleyicide, play tuşunun üzerindeki knob, temel presetleri gezmek için kullanılıyor. Altındaki play düğmesi ise, içinde kaybolduğunuz menülerin ve seslerin arasından tek tuş ile basarak preset secim menüsüne dönmenizi sağlıyor. Ben bu özelliği sevdim, çünkü gerçekten alt menülerde, ayarlarınızı daha da derin yapabildikçe yapabiliyorsunuz, bu esnada yok filtreyi değiştireyim, yok şuna geçeyim derken, gerçekten exit tadında bir düğmeye dönüşüyor buda benim böyle çok katmanlı menü kullanan cihazlarda aradığım bir özelliktir.
Gelelim sentezleyicinin sağ bölümündeki matris seklinde düzenlenmiş bolüme. Ben normalde knob per function, yani her fonksiyona bir knob seven kullanıcılardanım. Moog Little Phatty ile ilk kez, demek bu is başka sekil dede çözülebiliyormuş dedim. Benim için 80lerin Rolandlari mks ler programlayıcıları olmadan ya da Dave Smith in poly evolver inin rack versiyonu bir kabusa dönüşebiliyor, muhteşem seslerinden değil, hem küçük ve zor okunan ekranları hem de çok katmanlı menüleri yüzünden. Blofeld burada boyutlarına göre gerçekten büyük ekranı, ekrandaki basarili grafik arabirimi ve basit sayılabilecek matris i ile gerçekten sorunsuz diyebilirim. Bu sentezleyicinin in bol knoblu ve klavyeli sürümünün çok daha pahalıya rahatlıkla satılabileceğini tahmin ediyorum. 4 e 4 matris gibi görünen ve tuşları ayarlanan fakat aslında 10 a 4 olan bir programlama matrisi var. Soldaki tuşlarla fonksiyonunuzu seçin, alttaki denk gelen knoblarla modifikasyonunuzu yapın, bu kadar basit. Net ve iyi görsel dönüş ile dediğim gibi sorunsuz. Bu matris sayesinde osilatörlerin dalga şekillerine, semitone offset ine, detune una ve seviyelerine, filtrelerin cutoff, resonans, filtre tipi ve envelope miktarına, 3 lfo dan ikisinin hızına ve sekline, modülasyon matrisine, efekt mix ve arpeggiator una anında ulaşmak mümkün, bunlar için menülerden alt menülere filan geçmeye gerek yok, yandaki 4 tuştan birine basarak tüm bunlara ulaşabiliyorsunuz.
Sentezleme Motoru (Synth Engine) direk çeviri diye buna derim
İşte önemli kısım burada başlıyor, burada yazdıklarımın, Türkiye fiyatı 450euro olan bir ürüne ait olması gerçekten beni şaşırttı. Bu sentezleyicinin 3 adet osilatörü var, klasik olarak sine, triangle, sawtooth ve pulse width dalga formlarının modellemeleri burada mevcut, ama beni benden alan ilk iki osilatörün Waldorfun meşhur wavetable larına sahip olması. Burada Waldorf iyiden iyiye ileriye giderek sadece Q ve Micro Q nun değil, sytnh-freak olarak bildiğimiz benim gibi ilginç toplum bireylerinin hayallerinden olan Waldorf PPG Wave inde tüm wavetable rom larını ve hatta Wave ve Microwave II ve XT ninde tüm rom larını koymuş !!! Bu arada şunu da ekleyeceğim ama bu minicik alet PPG dende ileriye giderek, en azından bu noktada, her osilatörüne kendi wavetable ına sahip olma imkanlarını da getirerek, olabilecek ses imkânlarını sonsuza yaklaştırmış. Wavetable kısmında birde brilliance kontrol koymuşlar, bu da sesteki harmonik yapı ile oynuyor, özellikle inanılmaz derin ve sağlam bas tonlarda, bas ve pad ler elde ettim. Bu arada osilatörler sync edilebiliyor, birbirini modulate edebiliyor, ring modulation yapılabiliyor, başka yerlerden modulate olabiliyor, önceden bahsettiğim modulation matrix burada da hizmetimizde yani.
Fitleler e gelirsek, aynı seçenek zenginliği devam ediyor.12/24 Low pass, 12/24 High Pass, 12/24 Notch ve Comb ve bu filtrelerin karakteri gerçekten farklı. Bu benim gibi düşünenler için iyi, elimin altında bir Moog var, o filtre karakterine sahibim, virüs de Moog a benzer (niyet olarak), Korg MS serisi zaten malum, Nord un alışamadığım filtreleri filan derken birde bu Waldorf eklendi. Bir sıralama yapmam gerekirse başa Korg MS in ikinci sıraya Moog un, üçüncü sıraya da Waldorf unkileri koyarım. Filtrelerin ayrıca çok geniş saturation, overdrive seçenekleri de mevcut yine aynı modülasyon durumu var. Filtreleri sesleri şekillendirmek için oldukça derin. Karakterlerinden öte olarak, nokta atış yapılabiliyor. Yani birinci filtre ile ikinci filtreyi seri yaptığınızda, birinci filtrenin çıkışından belirli timbre ı verip, ikinci fitle ile bu timbre ı daha öne çıkarıp ya da daha geriye gömmek mümkün, bunları lfo ile modüle edip, değişken ses karakterleri yaratmak mümkün. Zaten wavetable lardan girip, üzerine bu filtreleri işleyip elde ettiğiniz sesler, tek notaya bas hayal âlemlerine dal şeklinde.
Gelelim envelope bölümüne. 4 adet Envelope her parametreye uygulanabiliyor. Bildiğimiz standart ADSR zaten mevcut, bundan ileri olarak ya da farklı olarak diyelim, benim alışık olmadığım ama bayağı eğlendiğim, çift decay ve sustain olayı, loop envelope (bu bayağı lfo olmuş oluyor bence) ve one-shot (bu da perküsif sesler için tasarlanmış) envelope olayı var. Bunları alışık olmasam da, ekranda hepsini görsel olarak görebildiğim için algılamam ve kullanmam hiç zor olmadı.
Lfo lar dada aynı çılgınlık devam etmekte, yine sine, triangle, square, saw, çeşitli dalga formları, sample and hold ve random seçenekleri var. Lfo lar sorunsuz bir şekilde midi ile senkronize oluyor. Bu arada şunu söyleyeyim Lfo lar gerçekten çok hızlı olabiliyor ve o bildiğimiz FM vari seslerin çıktığı lfo hızlarına, diğer sentezleyicilere oranlı olarak daha çabuk ulaşıyor ve buradan sonra ilginç FM tonları elde edilebiliyor. Burada speed kısmında ya da rate diye de bildiğimiz knob da elin gerçekten hassas olması gerekiyor.
İnanılmaz bir modülasyon kapasitesi var, bunu nasıl anlatsam bilemiyorum, sanırım en kısa burayı geçmem gerekecek, modülatörler her şeye yönlendirilebiliyor, modülatörler, diğer modülatörlere ve hatta kendilerine bile yönlendirilebiliyorlar. Gerçekten burada yok pulse width e yönlendiriyor mu, pitch e yönleniyor mu diye sormanın sonu yok ve benim denediğim ve gördüğüm kadarı ile hepsinin cevabı evet mümkün.
Arpeggiator de unutulmamış, ama bence bu Arpeggiator dan çok bir çeşit onboard pattern sequencer, tarz olarak NI Fm8 e benziyor, kullanımı kolay (ekrandaki görseller sağ olsun) fazla söze gerek yok, bir Arpeggiator un yapması gereken her şeyi yapıyor, hatta eski sequencer lardan bile daha komplike işleri yapıyor diyebilirim.
Sonuç
Ben bu sentezleyiciyi eğer fiyatına ve sınıfına göre değerlendirirsem, beni Waldorf için çalışıyorum sanabilirsiniz. Kesinlikle çok daha üst sınıf sentezleyicilerle rakip olacak bir ürün. Yalnız bana mı öyle geldi bilemiyorum ama bu safkan bir sentezleyici. Yani alayımda hem piyano sesi hem de Moog sesi alayım, birde supersaw pad versin filan gibi bir alet değil. Bu başına oturup akla hayale sığmayan, hiç duymadığınız sesleri sentezleyeceğiniz bir alet. İşin acayip yanı bir dizüstü bilgisayarın 3te 1 i büyüklüğünde bunca işi kıvırabiliyor olması. Tüm bu işleri yapıyor, tüm bu kapasiteye sahip, bu kadar mı derseniz, işin başka bir yönü doğuyor tabi. Seslerin kişisel bir kavram olan güzel olması kavramı, bence Moog un sesi daha güzel(tekrar ediyorum kişisel görüşüm) ama bu kapasitede iş yapmak için duvar kadar bir modüler lazım ki yine wavetable olmayacak. E gidip bir PPG alacaksanız onunda fiyatı 20 Blofeld kadar. Benim açımdan bu değişik bir ses paleti sunan bir ürün ve bu fiyata gerçekten her sentezleyici meraklısı insanın evine bir tane koyması gereken bir alet olduğunu düşünüyorum.
Hiç mi olumsuz ya da eksik yönü yok derseniz, birkaç aklıma gelen konu var. Midi çıkış için tek yol usb. Görsel feedback ve ekran olarak daha iyi olsa da, alt menüden alt menüye gitme işi bazen insanı sıkabiliyor. Ses çıkışı sayısı bu kapasitede bir multipart/multitimbral için bence az. Equalising olayı mevcut değil. Amp envelope attack sonuna kadar kısılınca aletten klikleme sesleri gelmeye başlıyor, release de tersi şekilde, bunları en sonda ve en başta bırakmamak lazım.
Yakın zaman içinde çektiğim fotoğraf ve yapacağım ses örneklerinide sizinle buradan paylaşacağım.